KIRMIZI AYAKKABILAR !

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Fatma Gül Demir’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Bayramın ilk günüydü. 9 yaşındaki Ayşe içinse bu bayramın ayrı bir önemi vardı bayramda topladığı haçlıklarla ayakkabıcının vitrininde gördüğü kırmızı ayakkabıları alacaktı. Bu yüzden mahalleyi dolaşmak için sabırsızlanıyordu. İlk önce aile bayramlaşması vardı. Büyüklerinin ellerinden öptü harçlığını aldı. Fakat harçlığı, o istediği ayakkabılara yetmiyordu. Kahvaltıdan sonra sokağa çıktı. Başladı kapı kapı dolaşıp amcaların teyzelerin ellerini öpüp bayram haçlığı toplamaya derken. İstediği rakama ulaştı. Hemen ayakkabıcıya koştu; ama vitrinde o beğendiği ayakkabılar yoktu. İçeriye girdi. Ayakkabıcı abiye sordu,

-Abi vitrinde duran ayakkabılar nerde ben onları almaya geldim.

-Üzgünüm ama ben onları az önce sattım

Ayşe ağlamaklı bir sesle,

-Teşekkür ederim.

Deyip ayakkabıcıdan çıktı. Hemen oradaki parka gitti. Ayakkabıları alamadığı için çok üzgündü. Tek başına bir banka oturdu ve ağlamaya başladı. Derken yanına kendi yaşlarında bir oğlan çocuğu geldi,

– Özür dilerim, yanınıza oturabilir miyim?

Ayşe çocuğa bakmadı bile, sadece

– Buyurun oturun dedi.

– Hayırdır niye ağlıyorsunuz, ne oldu?

Ayşe gözlerini sildi başını kaldırdı tam ayakkabıları alamadığım için diyecekti ki. Bir çocuğa baktı, birde kendine baktı. Yutkundu. Çünkü çocuğun ayakları yoktu, koltuk değnekleriyle yürüyebiliyordu.

Ayşe birden ne kadar anlamsız bir şey için üzüldüğünü fark etti. Gülümseyerek,

– Senin adın ne?

– Ahmet

– Bende Ayşe, peki, Ahmet ister misin beraber bir yemek yiyelim?

Ahmet şaşırdı ve

– Nasıl yani ikimiz mi?

– Evet, ikimiz ben davet ediyorum seni.

– Ama Ayşe ben her yere gidemem ki.

– Canım olsun buluruz bir yer sen geliyor musun onu söyle?

– Tamam, geliyorum.

Birlikte parktan yavaş yavaş yürüyerek çıktılar ve hamburgercide Ayşe’nin ayakkabı almak için topladığı paralarla bir güzel karınlarını doyurdular. Evet, belki Ayşe o istediği ayakkabıları alamamıştı ama yemek yedikten sonra ayakkabıları almış kadar mutluydu çünkü Ahmet gibi özel bir arkadaşı olmuştu…

Biliyorsunuz gelecek hafta Cuma günü şeker bayramı bu sebeple yazıya 2016 yılında yayınlanan “Hey! Biz de Buradayız” İsimli kitabımızda yer alan bu güzel ve anlamlı öyküyle başlamak istedim umarım beğenmişsinizdir. Biz bazen unutuyoruz sahip olduğumuz şeylerin değerini söylesenize bana ayaklarınız olmasa ayakkabıların ne değeri var. Çoğu kişi gürültüden rahatsız olur ama o gürültüyü duymak için uğraşan işitme sorunu olan milyonlarca kişiyi unuturuz.

Birde çoğu zaman hasta oldum diye şikâyet ederiz bence hasta olabilmek dünyanın en sağlıklı şeyidir. Eğer gerçekten sağlıklıysanız hasta olabilirsiniz yani bu açıdan bakarsanız hasta olmak bile çok değerlidir. Bunları asla unutmamalı sahip olduklarımızın değerini bilmeliyiz aksi halde hiçbir şey değerli olmaz.

Son olarak sizlerden bir ricam olacak bildiğiniz gibi yaklaşık 7 gün sonra şeker bayramı, bayram ziyaretleri yapacaksınız o ziyaretler sırasında gittiğiniz yerlerde engellenen bir arkadaşımız varsa. Ona merhaba demekten ve dokunmaktan çekinmeyin. İnanın bazen sıcacık bir merhaba içten bir gülümseme ile birçok engel aşılır…

Şimdiden herkesin bayramını kutlar iyi ve mutlu bir bayram geçirmenizi dilerim…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Fatma Gül Demir – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*