Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…
Hiç kendinizi karşınızdaki insandan zayıf ve güçsüz hissettiğiniz oldu mu? Mesela onun yaptıklarını sizin yapamayacağınızı düşündüğünüz… Bizler toplum olarak çoğu zaman bu düşünceye kapılırız. Kendimizi o kadar aşağıda ve o kadar yeteneksiz görürüz ki hiçbir şeyi kendimize yakıştıramayız. “Ben başaramam.” deriz. “O güzel kız bana bakmaz.” “O yakışıklı adam beni fark etmez.” Ve hep bizi yönetecek bir figür, bir üst merci ararız.
Bilmiyorum, bu belki de atalardan gelen bir alışkanlık… Ama şu bir gerçek ki lider olarak gördüğümüz kişileri aslında biz seçeriz. Seçtikten sonra ise bunu unutup onlardan çekinir, hatta korkarız. Bu da işin en ilginç tarafı. Mesela ben bunu sık sık anlatırım: Bir ülkeyi ya da bir şehri yöneten kişileri biz seçiyoruz, değil mi? Seçmemizin nedeni de yaşanan sorunları çözmeleri… Peki biz bir sorun yaşadığımızda neden onlara söylemekten çekiniyoruz? Zaten görevleri bizim sorun yaşamamamızı sağlamak değil mi?
İşte tam bu noktada kendimizi küçük görme sorunumuz başlıyor. Kendi seçtiğimiz insanları gözümüzde büyütüyor ve konuşmaya bile çekinir hale geliyoruz. Bunları neden anlattığımı merak ediyorsunuz, değil mi? Hemen açıklayayım.
Biliyorsunuz, benim gece gündüz bütün iletişim kanallarım açıktır. Gelen mesajları ve mailleri okur, haberleri ve sosyal medyayı takip ederim. Geçtiğimiz günlerde engelli bir çocuğu olan bir anneyle bu anlamda bir sohbetimiz oldu. Çocuğu okula gidiyormuş ancak okulun bazı yerleri tekerlekli sandalyeye uygun değilmiş. Bana “Ne yapmalıyım?” diye sordu. Ben de okul yönetimiyle, gerekirse müdürle görüşmesini ve sorunları doğrudan anlatmasını söyledim. Ama bana, “Ben çekiniyorum… Koskoca müdür beni dinler mi, ya bana kızarsa?” dedi.
Bakın, yöneticiler bu sorunları dinlemek ve çözmek için oradalar. Bu onların görevi. Çekinmeden yaşadığınız problemleri anlatmalısınız, dedim. Ben böyle deyince kadın müdürle görüşmüş, yaşanan engelleri göstermiş. Müdür de gerekenin yapılacağını söylemiş ve bir hafta içinde fiziksel sorunlar giderilmiş. Kadın bana tekrar mesaj attı, teşekkür etti. Ben de ona şunu söyledim: “Ben bir şey yapmadım, siz yaptınız. Ne olur böyle şeylerden çekinmeyin. Yetkililer o makamlarda bize hizmet etmek ve sorunları çözmek için bulunuyor. Siz söylemezseniz, onlar bu sorunları nasıl bilecek?”
Biliyorsunuz, ben yazarlığa ve gazeteciliğe başladığımdan bu yana her platformda, özellikle yaptığım ve katıldığım etkinliklerde, karşıma kim gelirse gelsin, makamı ne olursa olsun herkesi eşit görmek gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Ekip arkadaşlarımdan da tek istediğim budur: Kim olursa olsun, hitap ederken abartmayın. Makamı ne olursa olsun o da bir insan. Saygı çerçevesinde, insan gibi davranmak yeterlidir. İnanın, insanlara sahnede isimleriyle ya da “abi, abla” diyerek hitap etmek, anlatmak istediğinizi daha etkili hale getiriyor. Bunu yaşayarak görüyorum. En önemlisi de böyle olunca kimse çekinmiyor, ortam bir anda eşitleniyor ve herkes rahatça konuşabiliyor.
Bence olması gereken de bu. Makamı, görevi ne olursa olsun herkes birbirine soru sorabilmeli, kendini ifade edebilmeli. Sevgili engelli bireyler ve değerli aileleri, buradan sizlere seslenmek istiyorum: Biliyorum, her zaman karşılık bulmayabiliriz ama susarak hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Bu yüzden ne olur yaşadığınız sıkıntıları ve sorunları yetkililerle paylaşmaktan çekinmeyin. “O beni dinlemez” demeyin. Kendinizi güçsüz görmeyin. Çünkü o makamlarda bulunmalarının nedeni de tam olarak bu. Bunu lütfen unutmayın.
Keşke yıllar önce yaptığımız, engelli bireylerin, ailelerin ve yetkililerin bir araya gelip sohbet ettiği toplantılar tekrar yapılsa… İnanın, yaşadığımız pek çok sorun konuşuldukça azalır, paylaşıldıkça çözülür. Çünkü en büyük hatalarımızdan biri, birbirimizi dinlemeden hareket etmek. Çekinmek, susmak… Belki de artık bir araya gelip konuşmanın, paylaşmanın ve birlikte çözüm aramanın zamanı çoktan gelmiştir.
Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla, Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…
Bir yanıt bırakın