ENGELLERİ AŞAN SEVGİ !

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Küçük bir kasabanın kenarında, büyük ve eski bir evde yaşayan Ali adında bir genç vardı. Ali, doğuştan gelen bir kas hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalye kullanıcısıydı, yani yürüyemiyordu ve evin fiziksel şartları uygun olmadığı için dışarı çıkmakta zorlanıyordu. Bu yüzden hayatının büyük kısmını evde geçiriyor, penceresinden dışarıyı izleyerek hayal kuruyordu.

Ali’nin en büyük hayali, bir gün dışarıda hiçbir engelle karşılaşmadan özgürce dolaşmaktı. Ancak fiziksel engelleri, onu bu hayalden uzak tutuyordu. Günler geçiyor, Ali yalnızlığını kitaplarla ve resim çizerek gideriyordu. Okula gidemediği için pek arkadaşı yoktu. Bu yüzden insanlardan biraz çekiniyordu.

Bir gün, Ali’nin hayatına ani bir ışık geldi. Yan eve yeni taşınan aile, kızları Zeynep ile birlikte gelmişti. Zeynep, Ali ile aynı yaşlardaydı. Çok güzel bir genç kızdı ve meraklı gözlerle çevreyi izlerken pencerede Ali’yi görmüştü. Gördüğü günden beri onunla tanışmak istemişti. Bir sabah, cesaretini toplayıp Ali’nin kapısını çaldı.

Tatlı bir gülümsemeyle “Merhaba, ben Zeynep,” dedi. Ali, Zeynep’i karşısında görünce “Merhaba, ben de Ali,” dedi çekingen bir şekilde. Zeynep, Ali’nin çekingenliğini hemen fark etti. “Biz yandaki eve yeni taşındık. Birkaç gün önce çevreyi izlerken pencerede seni gördüm ve tanışmak istedim,” dedi içtenlikle.

Ali, Zeynep’in içtenliğinden etkilenmişti. “Aslında, ben pek dışarı çıkamıyorum. Bize pek gelen giden olmaz,” dedi. Zeynep, Ali’ye gülümseyerek, “Ben geldim işte komşucuğum, beni içeri almayacak mısın?” dedi. Ali, “Tabii, buyur,” dedi.

Zeynep içeri girdi ve gözleri parladı. Her yer Ali’nin çizdiği resimlerle doluydu. Ali’ye döndü, “Bunları sen mi yaptın?” diye sordu. Ali çekingen bir sesle başını öne eğerek, “Evet, ben yaptım o resimleri,” dedi. Zeynep hayranlıkla, “Harika yapmışsın, sen çok yeteneklisin,” dedi.

O gün tanışma ve kısa bir sohbetten sonra Zeynep her gün vakit bulduğunda Ali’yi ziyaret etmeye başladı. Onunla okuduğu kitaplardan, izlediği filmlerden konuşuyor, beraber resim yapmaya çalışıyorlardı ve bazen sadece oturup hayal kuruyor ve sohbet ediyorlardı. Zeynep’in neşesi ve enerjisi, Ali’nin hayatına yepyeni bir renk katmıştı. Ali, onun sayesinde kendini daha az yalnız ve daha güçlü hissediyordu.

Bir gün Zeynep, Ali ile tanışması için birkaç arkadaşını Ali’nin evine getirdi. Ancak arkadaşları Zeynep gibi değillerdi. Ali ile tanıştılar, sohbet ederken hep Ali’yi küçümsemeye başladılar. “Sen şunu yapabiliyor musun? Sen şu okula gittin mi?” diye sordular. Onlar böyle konuşurken Zeynep suratını buruşturdu ve kızgın gözlerle onlara bakmaya başladı. Ali elinden geldiğince durumu idare etmeye, kimseyi kırmamaya çalışıyordu ancak o da sıkılmış ve sinirlenmişti.

Zeynep dayanamadı. “Hadi arkadaşlar, bu kadar yeter. Gidiyoruz,” dedi. Arkadaşları kalktı ve evden çıktılar. Ali pencerenin önüne geçti, perdenin aralığından onları izlemeye başladı. Zeynep, arkadaşlarına, “Niye öyle davrandınız Ali’ye? Esas Ali’nin başardıklarını siz başaramazsınız,” diye bir güzel fırçaladı. Arkadaşları da, “Zeynep, sen bu çocuktan hoşlanmaya başlamışsın, dikkatli ol. O sana göre biri değil, sen çok güzel bir kızsın ama Ali yürüyemiyor, evden dışarı bile zor çıkıyor. Aklını başına al, onunla birlikte olup kendine yazık etme,” dedi.

Bu sözler karşısında Zeynep iyice sinirlendi. “Size ne benim sevdiklerimden! İstediğimi yaparım. Benim esas sizin gibi zekâsı incir çekirdeğini doldurmayan insanlarla işim yok. Lütfen gidin ve bir daha da yanıma yaklaşmayın. Çok fena yaparım,” diyerek arkadaşlarını kovdu. Kendi evine gitti. Tabi bu konuşulanların hepsini Ali pencereden duydu ve gördü. İnsanların böyle düşünmelerine ve Zeynep’in zor durumda kalmasına çok üzüldü…

Ertesi gün…

Evet, kendi yazdığım öyküyü yine en heyecanlı yerinde yarıda bırakıyorum. Çünkü sizden bu konuyu ve bu olayı birazcık düşünmenizi istiyorum. Zeynep ve Ali ne yapsın? Maillerinizi ve mesajlarınızı bekliyorum. Gelecek haftaya öyküyü birlikte şekillendirelim. Bu arada şimdiden Kurban Bayramınızı kutluyorum. Bayram ziyaretlerinde, ziyaret ettiğiniz evlerde engellenen bir arkadaş varsa bu öykü aklınıza gelsin ve ona gülümsemeyi, bir şekilde dokunmayı ihmal etmeyin. Unutmayın, bazen sıcacık bir gülümseme, bir bakış bile engelleri aşmaya yeterli olur.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*