Yazıyı Fatma Gül Demir’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…
Biliyorsunuz, bu yazılarda aslında gördüğümüz ama fark etmediğimiz engelleri anlatıyorum. Çözüm önerileriyle yeni projeler üretilmesine katkı sağlamaya çalışıyorum. Bunu ne kadar başarabildiğim konusunda tabii ki takdir sizin.
Şimdi izninizle yine gördüğümüz ama “Burada ne oluyor?” diye pek de düşünmediğimiz bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazıda insanların ismini vermeyeceğimi şimdiden belirtmek isterim. Çünkü amacım, her zaman olduğu gibi kafamdaki soru işaretlerini sizlerle paylaşmak. Yani hiç kimsenin zarar görmesini istemiyorum.
Bundan birkaç hafta önce bir aile bana ulaştı. Otizmli çocukları liseyi bitirmişti. ‘Okul bitti. Acaba Bolu’da gidebileceği böyle bir yer var mı?’ diye sordular.
Ben de sordum, soruşturdum. ZİÇEV’e ve Bolu Gündüz Bakım ve Rehabilitasyon Merkezine gidebileceğini söyledim. Sonra ZİÇEV’e gitmişler. Tabii ZİÇEV’deki eğitimler de sınırlı. Devlet destekli olarak ayda 8 saat bireysel eğitim alma hakkı var. Ancak bu süre birçok aile için yeterli olmadığından, geri kalan yük çoğu zaman ailenin omuzlarına kalıyor. Yani ya bağışçı bulunacak, burs alınacak ya da tüm yük ailenin üzerine kalacak. Bu arada bu durum ZİÇEV’e özel değil. Ülkemizde devlet destekli özel eğitim seansları bu kadarla sınırlı ve bu sistem yıllardır maalesef böyle.
Neyse, aile ZİÇEV’e kayıt yaptırmış. Bir de Bolu Gündüz Bakım ve Rehabilitasyon Merkezine gitmişler. ZİÇEV’den arta kalan zamanları da burada değerlendirelim istemişler. Ailenin bana aktardığına göre, merkezde görevli yetkililer “Biz bu şekilde ağır otizmli bireylerle ilgilenemeyiz.” diyerek aileyi sözlü olarak geri çevirmişler.
Ben bunu duyunca kafamda soru işaretleri oluştu. Öncelikle yetkililere arkadaşlarım vasıtasıyla yeniden sordurdum. Benzer bir yanıt alınca mevzuatı araştırmaya başladım. İncelediğim mevzuatta bende farklı bir izlenim oluştu. Özellikle fiziksel olarak ailesinin de zorlandığını bildiğim bu arkadaşımızın durumunu düşününce, uygulamayla mevzuat arasında bir çelişki varmış gibi geldi. İşte tam da bu yüzden kafamdaki soruları sizlerle paylaşmak istiyorum. Belki bilen biri çıkar ve bizi de aydınlatır.
Gündüz bakım ve rehabilitasyon merkezleri en çok hangi bireyler için vardır? Eğer yoğun desteğe ihtiyaç duyan bireyler bu hizmetten yararlanamıyorsa, bu aileler okul hayatı sona erdikten sonra nereye başvurmalıdır?
İncelediğim mevzuatta bu konuda bende farklı bir izlenim oluştu. Acaba gözden kaçırdığım başka bir düzenleme ya da uygulama kriteri mi var? Varsa kamuoyuyla paylaşılmasını isterim.
Eğer sorun personel yetersizliği, fiziki koşullar ya da güvenlik kaygılarıysa, bu eksikliklerin giderilmesi için Bakanlığın veya ilgili kurumların bir planı var mı? Çünkü en fazla desteğe ihtiyaç duyan ailelerin de bir çözüm beklediği açık.
Belki de artık asıl sormamız gereken soru şudur: Özel gereksinimli bireyler okuldan mezun olduktan sonra hayatlarına nasıl devam edecekler? Aileler yaşlandığında ya da artık çocuklarına bakamayacak duruma geldiğinde, bu bireyler için nasıl bir yol haritası öngörülüyor?
Bu soruların elbette cevapları olabilir. Hatta belki benim bilmediğim uygulamalar da vardır. Ancak bildiğim bir gerçek var; bu sorun sadece Bolu’nun sorunu değil. Nüfusumuz yaş alıyor, özel gereksinimli bireyler büyüyor ve aileler her geçen gün daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. İşte tam da bu noktada yıllardır savunduğum bir öneriyi yeniden paylaşmak istiyorum.
Örneğin üniversitelerimizde Bağımsız Yaşam Destek Uzmanlığı gibi yeni bir bölüm açılsa… Bu bölümden engellenen bireyler ve yaş almış bireylerle ilgili her konuda donanımlı, bilgili bağımsız yaşam destek uzmanları yetişse… Anlattığım gibi durumlarda bu uzmanlar, devlet tarafından ihtiyaç duyan ailelere yönlendirilse, sorunların çözümüne katkı sağlamaz mı? Yani bakım evlerinin yanı sıra, bence bu tür uygulamaları da hayata geçirmemiz gerekiyor.
Üstelik bu önerim sadece engellenen bireyler için de değil. Farkında mısınız? Ülkemizin nüfusu hızla yaş alıyor. Bu bağımsız yaşam destek uzmanları; yaş almış, kronik rahatsızlığı bulunan ve günlük yaşamında desteğe ihtiyaç duyan insanlarla da ilgilenebilir. Böylece yaklaşan büyük bir soruna bugünden küçük de olsa bir çözüm üretmiş olabiliriz.
Şimdi “Onur, sen çok ilerisini düşünüyorsun.” diyenler olabilir. Ancak yarını hiç düşünmeden yaşayan toplumlar, günü kurtarsalar bile gelecekte çok daha büyük sorunlarla karşılaşabilirler.
Unutmayalım ki güçlü toplumlar, sorunlar ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce çözüm üreten toplumlardır.
Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Fatma Gül Demir – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…
Bir yanıt bırakın