BAŞROL KİMİN ?

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Biliyorsunuz, her an her yerde gözlem yapma ve bir şeyler yazma gibi bir yeteneğim vardır. Çoğu zaman yanımdaki insanlarla konuşurken birden durup, “Tamam, bu haftaki yazı bitti.” derim. “Onur, daha bilgisayarın başına oturmadın. Hem başka bir şey konuşuyorduk. Ne yazısı şimdi? Senin kafandaki işlemci kaç çekirdekli? Herhalde 10-20 çekirdek var. Arka planda uygulamalar hep açık herhalde.” diyorlar.

Ben de gülümseyerek, “20 çekirdek bana yetmez, benimkisi 100 civarı.” diye takılıyorum. Şimdi böyle başlayınca hafif tebessüm ettiniz biliyorum. Biraz da “Onur niye böyle başladı?” diye merak ediyorsunuz. Hemen açıklayayım. Ancak öncelikle size bir soru sormak istiyorum.

Hayatı bir filme benzetsek başrol sizde mi olur, yoksa kendi hayatınızda figüran rolünde mi olursunuz?

Evet, farkındayım zor bir soru. Ama örneğin ben başrol oynamaya çalışırım.

Birkaç hafta önce yine Bolu’dan sessizce kaçmış ve birkaç günlüğüne Marmaris’te bir otele gitmiştim. Böyle yerlere giderken aslında biraz çekinirim. Erişilebilirlik bana göre mi, otelin her yerinde tekerlekli sandalye ile dolaşabilir miyim, günlük ihtiyaçlarımı kendim giderebilir miyim diye düşünürüm. Biraz da otel hayatını sevmem.

Neyse… Tüm bunlara rağmen bir değişiklik olsun diye otele gittik.

İlk gün yanımdakilere, “Herkes işine baksın. Ben oteli gezeceğim, siz gidin istediğiniz yere.” dedim. Tabii yanımda telefon olunca onlar da, “Peki, bir ihtiyaç olursa ararsın.” dediler ve kahvaltıdan sonra ayrıldık.

Ben başladım tek başıma gezmeye.

Terasa çıktım. Havuzun etrafında dolaştım. Yemekhaneye indim. Hiçbir yerde erişilebilirlik problemi yaşamadım. Ve tek başıma dolaşınca gözlem yapma fırsatım da oldu. Zaten ben tek başıma olmayı severim.

En çok sevdiğim yerlerden biri de oteldeki animasyonlar ve animasyoncular oldu. Onların provalarını bile izledim. Her akşam yaptıkları gösterileri de izledim.

Benim çok eğlenmem onların da dikkatini çekmiş olacak ki gösteri sırasında gelip benim hâlimi hatırımı sormaya başlamışlardı. Hatta benimle dans bile ettiler. Tekerlekli sandalyede dans nasıl oluyor demeyin; isteyince her şey oluyor.

Tüm bunlar esnasında ilk başlarda gözlemlediğim bir şey oldu. Herkes beni yabancı turist mi sandı bilemiyorum ama herkes İngilizce konuşmaya başladı. Onlar “Hello.” diyor, ben “Merhaba.” diye karşılık verince şaşırıyorlardı.

“Aa, siz Türk müsünüz?” diyorlardı.

Otel çalışanlarının bu davranışı belki de benim otelde çok eğlenmem yüzünden olabilir diye düşündüm. Çünkü biz Türkiye’de alışığız; her engellenen bireyin yanında bir refakatçi görmeye, engellenen bireylerin eğlenmeden kıyıda köşede oturmasına…

Ben böyle davranmayınca, devamlı oteli tek başıma turlayınca herhalde insanlar, “Bu adam başka bir ülkeden geldi.” diye düşünmüş olabilirler.

Evet, ben denizi ve havuzu kullanmayı tercih etmedim. Tuvalet, evde alışık olduğum gibi olmadığı için biraz zorlandım. Ama bunların hiçbiri eğlenmeme engel olmadı. Anlattıklarımdan da anlayacağınız gibi binlerce kişinin olduğu bir otelde bile başrolü kapmış oldum.

Şimdi söyleyin bana; orada bir kenara çekilip otursaydım, göz önünde olmasaydım ya da ne bileyim yanımda sürekli “Şunu yap, bunu yap.” diyen birileri olsaydı ben bu filmin başrolünde yer alabilir miydim?

Şimdi beni tanıyanlar, “Ee Onur, senin için bunlar normal. Sen böyle yetiştin.” diyecekler.

Aslında doğru. Ailem beni böyle yetiştirdi, insanlardan koparmadı. Bir yere gidilecekse hep birlikte gittik. Misafir gelince onların yanına ilk önce beni koydular. Belki de bu kadar dışa dönük bir şekilde yetişmeseydim bugün yaptığım birçok işi yapamazdım ve tabii ki başrolleri de böyle kapamazdım.

Çevreme baktığımda ne yazık ki hâlâ sokağa bile çıkmaktan çekinen engellenen arkadaşlar ve aileler olduğunu görüyorum. Bakın, bir insan farklı olduğu için çekinmemeli, farklılıklarından korkmamalı. En önemlisi, “Ben farklıyım.” diye hayatı ertelememeli. Bir şekilde yönünü dış dünyaya dönmeli ve kendi hayatının başrolünü kapmalı.

Ben inanıyorum; eğer herkes kendi hayatının başrolünde olursa toplumun bakış açısı da değişir, aşılmaz denilen birçok engel de ortadan kalkar. Unutmayalım ki hayat, kenardan izleyenlere değil; sahneye çıkmayı göze alanlara başrol verir.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay gündem Gazetesi Konuşan yazılar…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*