Biz engelli değiliz!

“03.12.2018 de bolu olay gündem gazetesinde yayınlanmıştır.”

Bu gün konuğumuz Bolu’da özel eğitim alan çocukların güzel ve yetenekli ablalarından biri. Benimde çok sevdiğim bir arkadaşım yani Sevgili Aslı Demetgül “laf aramızda tanıştığımızdan beri onunla böyle dolu dolu bir sohbet etmek istiyordum kısmet bu güneymiş.” Hadi bakalım başlıyoruz sohbetimize…

Aslı burada sana Aslı Hanım ya da Aslı hocam diye hitap etmem lazım ama izninle arkadaş olduğumuz için isminle hitap etmek istiyorum.

Aaa ne demek Onur izin senin “ hep dediğin gibi gereksiz resmiyete gerek yok.”

Aslı okuyucularımız için kendini birazcık tanıtır mısın?

Ben Aslı Demetgül 1991 yılında Manisa’ da doğdum. Ama 10 yıldır işim gereği Bolu’da yaşıyorum . Yarı Bolulu oldum diyebiliriz  2014 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Bu süreçte özel eğitim merkezleri ve Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde stajlar yaptım. Bu sayede özel eğitime ve özel çocuklara daha fazla ilgi duymaya başladım. Ve dışarıdan dil konuşma terapisi, oyun terapisi, duyusal bütünleme, otizm gibi özel çocuklara faydalı olabileceğim eğitimler aldım. 2 buçuk yıl  Mudurnu’da ilk iş yerimde çalıştım. Daha sonra seninle de tanışmamıza vesile olan ZIÇEV Makbule Ölçen Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde çalışmaya başladım. Şuan otizm, Down Sendromu, Dil konuşma Bozukluğu ve Serebral Palsi tanısı olan özel bireylerle çalışmaktayım. Ayrıca özel bireylerin ailelerine de psikolojik destek vermekteyim. Ziçev dışında özel bir yerde de seanslar almaktayım.

Sana çok kökez suyu içirmek lazım Bolu’dan ayrılma diye bu kadar donanımlı eğitimli ve işini seven insanın Bolu’da olması bizim için büyük kazanç. Peki, bütün bu eğitimleri almış özel eğitim konusunu bire bir yaşayan biri olarak sence bu konularda Bolu ne durumda? Yetkililer ve özel çocuğu olan aileler yeterince bu konulara önem veriyor mu?

Teşekkür ederim. Benim de Bolu’dan ayrılmaya pek niyetim yok zaten. Öncelikle özel bireye sahip ailelere değinmek istiyorum. Özel çocuğu konusunda bilinçli olup bizlerden ve yetkililerden gerekli taleplerde bulunan aileler var. Ve sadece kendi çocuğu için değil diğer özel çocuklar için de çabalayan ailelerimiz var. Bunun en güzel örneği Bolu Umut Işığı Derneği. İnsanları bilinçlendirmek için yeterli değil tabi ki bunun için toplumun da desteğine ihtiyacımız var. Bolu bu konuda çok da iyi bir yerde diyemem. Çünkü hala özel bir çocuk gördüğünde kendi çocuğunu koruma ihtiyacı duyan, gözlerini dikip onlara acıyarak bakan insanlar var. Biz ZİÇEV olarak toplumu bilinçlendirmek için özel çocuklarımızla birlikte çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Bu konuda herkes üstüne düşeni yaparsa Bolunun da bu konuda bilinçleneceğini düşünüyorum.

Aslı çoğu zaman ihtiyacı olduğunu düşündüğüm aileleri ZİCEV e yönlendirirken yaşadığım bir sıkıntı var. İnsanlar zihinsel kelimesini gördüklerinde çocukları ZİCEV e göndermeye biraz çekiniyorlar bu niye böyle oluyor?

Evet, bazı ailelerin kabullenme süreci biraz Uzun sürebiliyor. Hatta bu durumu kabullenemeyip eğitimin gücüne inanmayan, çocuğunu eve kapatan ailelerimiz var. Ama bu süreci ne kadar çabuk atlatırlarsa çocuk için gelişim süreci o kadar erken başlar. Ziçevin zihinsel engelli ibaresi de biraz sembolik kalıyor aslında. Çünkü kurulduğu dönemde toplumun özel çocuklara bakış açısı sadece zihinsel engelden ibaretti. Ama şu an sadece zihinsel geriliği olan değil her anlamda farklılığı olan bireyler eğitim alabiliyor.

Ayyy pardon çayı döküldü.

İyi misin?

İyiyim iyiyim zaten sıcak değildi, Aslı bu arada çay dökülünce aklıma geldi. Bazı aileler özellikle topluluk içinde engelli çocuklarına hep müdahale ediyor. Niye böyle yapıyorsunuz diye sorunca bu yardım diyorlar ama bu gelişimi etkileyen bir şey değildir. Bu tür olaylarda ne yapmak lazım?

Kesinlikle çok güzel bir konuya değindin. Tabi ki zaman zaman yardımlar olmalı ama bunu aşamalı olarak azaltmalıyız bu süreçte tabi ki çaylar da dökülecek yemekler de dökülecek Biz ziçev olarak bu konuda ailelere çocuklara nasıl davranmaları gerektiği ve toplumda onları nasıl serbest bırakmaları konusunda eğitimler veriyoruz

Birde engelinden dolayı her şeyi ailem ve yanımdaki insanlar yapsın ben engelliyim yapamam diyen arkadaşlarımız var. İşin ilginci ailelerde çocuklarına uyuyor. Ortaya hiç bir şey yapmayan insanlar çıkıyor. Anlattığım gibi olan arkadaşlarımıza nasıl yaklaşmalıyız?

Evet, bu durumu kullanan özel bireyler de var tabi ki. Burada ailelere büyük görev düşüyor Onur. Onlara yapabilecekleri düzeyde görevler verilmeli. Bu eğitim evde başlanmalı ki belli bir yaşa geldiğinde bu bireyler korumalı işyerlerinde çalışabilmeli. Tabi ki belediyelerin ve devletin de korumalı işyerleri sayısını arttırması gerekli ki bu çocuklarımız çalışma hayatına da girebilsin.

Peki, bir eğitimci işin içinde olan biri olarak kaynaştırma sınıflarında özel arkadaşlarımıza verilen eğitimler konusunda ne düşünüyorsun? Sence bu sınıflarda verilen eğitimler yeterli mi?

Türkiye genel anlamda kaynaştırma eğitimi konusunda çok yetersiz kalıyor bence. Özel çocukları akranlarıyla sosyal anlamda bir sınıfta eğitip kaynaştırma yaklaşımı güzel fakat eğitimcinin özel eğitim anlamında ayrıca bir eğitim almamış olması ve özel çocuğun akranlarına ayak uyduramaması problem yaratıyor. Bu durumda destek amaçlı devreye özel eğitim merkezleri giriyor. Ama devlet sadece haftalık 3 seans dersleri karşılıyor. Fakat uzmanlar örneğin bir otizmli çocuğun haftada ortalama 8 seans alması gerektiğini söylüyor. Bu durumda maddi durumu iyi olmayan aileler ek olarak özel ders aldıramıyor. Bizler de yetersiz kalıyoruz tabi. Sonuç olarak sistem yüzünden bu çocuklar yeterli eğitimi alamıyorlar ve iş hayatına ve topluma katılmaları zorlaşıyor.

Ne güzel anlattın aslında bizim 3 Aralık gibi günlerde bunları konuşmamız gerek ama maalesef insanlar konuşmuyorlar.

Evet, bu konular hakkında hiç konuşulmuyor. Bence işin temel problemi bu ama devletle alakalı olan bir konu olduğu için insanlar çekiniyor ama bizler bunları dile getirmekten çekinirsek hiç bir şeyi değiştiremeyiz

Haklısın biz olayı yaşayanlar olarak bunları anlatmaya çekinirsek hiç bir şeyi değişmez. Bu arada hep okullarımızdan özel öğrencilerimiz eğitimci yok diye geri çevriliyor. Bunları hep duyuyoruz görüyoruz. Hâlbuki sokakta bos gezen çok öğretmenimiz var onları Özel eğitim vermek bu kadar zor mu?  Sana genç bir eğitimci olarak bizim eğitimcilerimiz özel eğitim konusunda nasıl diye sorsam cevabın ne olur?

Bu konuda yorum yapmak bana düşmez ancak kısaca şunları söyleye bilirim.  Öncelikle bu işin sadece eğitim değil biraz da gönül işi olduğunu belirtmek isterim çünkü bizim işimizde çocukları sevmek çok önemli sevgi olmadan olmaz. Tabi sevginin yanında bilgide olması lazım, Ben eksik gördüğüm yönlerimi dışarıdan aldığım eğitimlerle tamamladım hala da devam ediyorum. Ama şöyle de bir durum var. Çok özel eğitim mezunu gördüm birçoğu alana girince ne yapacaklarını bilmiyordu otizmli öğrencimden korkan özel eğitimci bile gördüm. Sen pat diye birden bunlar geldi aklıma umarım anlata bilmişimdir.

Bence gayet güzel anlattın konuyu ben kendimden biliyorum bu işte sevgi olmadan başarı olmaz mesela bende sevdiğim insanların benden istediği şeyleri ne kadar zor olursa olsun yaparım.

Aynen öyle Onur ve çocuklarda bu sevgi kavramı daha yoğun oluyor.

Peki, Aslı bazı aileler bu özel çocukları bir öğretmene emanet ettik bizim işimiz bitti diye düşünüyorlar ve çocukla hiç ilgilenmiyorlar. Halbuki bu özel öğrencilerin eğitiminde aile katkısı çok önem taşıyor değil mi ?

Evet, kesinlikle aile katılımı olmadan çocukların bizlerden aldığı eğitim yetersiz kalıyor. Bazı aileler sadece eğitime getirerek açıkçası vicdanlarını rahatlatmış oluyor. Hâlbuki asıl eğitim evde pekişiyor. Bizler yol gösteriyoruz bir şeyleri başlatıyoruz ve ailenin evde devam edip pekiştirmesini istiyoruz. Zaten birçok araştırma sonucu da bunu kanıtlıyor. Evde aile desteği alan çocuğun gelişimi tanısı ne olursa olsun daha hızlı ilerliyor. Biz Ziçev olarak da öncelikli olarak aileyi bilgilendirmeyi ve onlara çocuğuyla ilgili eğitim vermeyi hedefliyoruz.

Bu tatlı sohbetin yavaş yavaş sonlarına gelirken sana şöyle bir soru sormak istiyorum. Özel çocuklarla çalışmaların sırasında bir sürü şey yaşıyorsundur. Acaba paylaşa bileceğin bizi gülümsetecek bir anın var mı?

Çocuklarla çok fazla anı biriktirdik. Ama ilk çalışma yılımda yaşadığım komik bir anım var. Down sendromlu olan 7 yaşında ikiz kardeş öğrencilerim vardı. Birini derse aldım daha sonra onu bırakıp diğerini aldığımı sanırken aslında aynı çocuğu almışım. Bunu dersin ortasında fark ettim.

Birisi dersten kaçtı yani…

Evet, tek yumurta ikiziydiler. Aslında seslerinden ayırt ediyordum ama ilk zamanlar karıştırmıştım.

Olur öyle şeyler ne güzel bir anı armağan etmişler sana. Peki, bu güzel sohbetin sonuna geldik öncelikle bana eşlik ettiğin için çok teşekkürler son olarak bana ve okuyuculara söylemek istediğin bir şey var mı?

Ben de sana teşekkür ederim Onur böyle önemli konulara değindiğin için. Tabi ki özel çocuklarımızla ilgili daha konuşacak çok şey var. ”Tek isteğim artık hiç bir aile özel çocuğunun okula alınmaması, uygun eğitimci bulamaması, çocuğunun toplumdan dışlanması gibi problemlerle uğraşmak yerine özel çocuğunun hangi işyerinde daha verimli olabileceği, topluma nasıl faydalı olabileceği gibi konularla uğraşmasıdır.” En azından biz Bolu halkı olarak bu konuda bir adım ileri gidebiliriz diye düşünüyorum.

Bu güzel isteklere katılmamak mümkün değil umarım bu sohbetten yetkili kişiler gerekli mesajları alır ve sohbetimizi Okuyanlar da bizim kadar eğlenir. Bu arada Aslı seni bırakmıyorum. Paşa enişteyi de çağıralım birlikte bir yemek yiyelim. Hesabı gazete adına yazı işleri müdürümüz Kasım Şahin’e gönderelim. Kasım abi öder.

Alemsin Onur, tamam arıyorum paşayı…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*