PRATİKTE NE DEĞİŞTİ?

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Farkında mısınız, biz son yıllarda her alanda çok unutkan olmaya başladık. Örneğin önceden sadece evlilik yıldönümlerini ve özel günleri unutup eşlerle tatlı bir tartışma yaşarken, şimdi dün verilen sözleri bugün unutur hâle geldik. Bence hepimizin B12 takviyesine ihtiyacı var.

Şimdi böyle anlatınca çoğunuz hafifçe gülümseyerek, “Acaba Onur ne anlatacak?” diye meraklandınız, biliyorum. Bir şey anlatmayacağım, sadece bir şeyleri hatırlatmaya çalışacağım.

İsmini hiç sevmesem de, 2005 yılında engelliler için hazırlanan ve “Engelliler Yasası” adı altında yürürlüğe giren, Yasa ile kamu kurumlarına ve ilgili sorumlulara erişilebilirlik düzenlemelerini tamamlamaları için 7 yıllık bir süre tanınmıştı. Hedef tarih 7 Temmuz 2012’ydi. Ancak sürenin dolmasına günler kala yapılan düzenlemelerle bu süreç yeniden uzatıldı ve yaptırımlar da zaman içinde yumuşatıldı..

İşte o yasanın bir maddesi de şu mantıkla düzenlenmişti: “Biz engellenenlerin toplu taşımayı kullanımını tam olarak sağlayamıyoruz. Bu yüzden engellenenlerin aldığı ve kullandığı araçlardan vergi almıyoruz.” Yine bu anlayışla, engellenen bireylere beş yılda bir araç yenileme hakkı verilmişti. Bu madde toplumda ÖTV muafiyeti olarak bilinir. Durun, daha bitmedi.

Durum böyleyken, geçtiğimiz yıllarda bu şekilde araç alımına önce fiyat sınırlaması geldi. Sonra aracın yüzde 40’ının yerli üretim olması şartı ve araç yenileme süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkarılması kararlaştırıldı. Geçen yıl, yani 2025 yılında, bazı sivil toplum kuruluşları yasanın bu hâline itiraz edip konuyu mahkemeye taşıdılar. Mahkeme de yeni düzenlemeyi durdurma kararı verdi.

Her şey düzeldi derken, bu yılın başında yasa değişikliği yeniden hazırlanıp araç değiştirme süresi yine 10 yıla çıkarıldı. Şartlara yeniden fiyat sınırı ve yüzde 40 yerli üretim şartı geldi. Ayrıca bazı engel gruplarının kapsam dışında kalması ise ciddi bir tartışma başlığı oluşturuyor

Durum böyle olunca sahaya baktığımızda şöyle bir tablo görmeye başladık. Örneğin benim aldığım aracın geniş olması ve akülü aracımı taşıması gerekiyor. Aksi hâlde benim işime yaramaz, hayatımı kolaylaştırmaz. Piyasaya baktığımda, bu özelliklere sahip geniş araçların fiyat sınırını geçmese bile yüzde 40 yerli üretim şartına takıldığını görüyorum. İki şarta da uyan araçlara ise benim akülü aracım sığmıyor. Yani bugün araç almaya kalksam, bana uygun bir araç bulamam ve dolayısıyla ÖTV indiriminden de yararlanamam.

Peki bu ÖTV maddesi engelliler yasasına neden yazılmıştı? Yani neden engellenen bireylere yıllar önce bu hak verilmişti? Bir kez daha yazayım: “Toplu taşıma uygun olmadığı için.”

Soruyorum sizlere; şimdi uygun mu? Ne değişti? Yasayı çıkaran mantık aynı, toplu taşıma hâlâ uygun değil. Hele hele şehirlerarası ulaşım birçok engellenen birey için hâlâ büyük bir sorun. Bir de bazı engel grupları bu son değişiklikle ÖTV düzenlemesinin dışında bırakılmış tartışması var.

Bunu böyle yapacağınıza, bence hiç uğraşmayın; “Tasarruf tedbirleri kapsamında bu hakkı fiilen kullanılamaz hâle getirdik.” deyin, “Verdiğimiz sözleri unuttuk.” deyin, rahatlayın.

Bakın değerli yetkililer, bunları yapıyorsanız önce altyapıyı hazırlayacaksınız. Biz de isteriz yerli üretim araçlar kullanmayı. Ancak üretilen araçlar bize uygun değil. Örneğin Togg gibi firmalar engellenen bireyler için araçlar tasarlayabilir, bunları olabildiğince ulaşılabilir fiyatlarla sunabilir ve bu konuda devlet desteği sağlanabilir. İşte o zaman bize yerli üretim araç alın diye şartlar koyun. Zaten şart koymanıza da gerek kalmaz. Sahayı bu şekilde hazırlarsanız emin olun, herkesin tercihi yerli üretim olacaktır.

Ben size burada baştan sona yaşananları anlatmaya çalıştım. Engellenen bir birey olarak bu yasa değişikliklerini görünce, haklarımız elimizden alınıyormuş gibi hissettiğimi de belirtmek isterim. Ayrıca bu yerli-yabancı ve 5 yıl–10 yıl kısıtlamalarıyla, sahayı uygun hâle getirmeden neden bu kadar uğraşıldığını ve bu değişikliğin bazı engel gruplarının dışarıda kalması tartışmasına yol açmasını da anlamıyorum.

Bilemiyorum ama bu konuya yanlış yerden bakılıyor gibi geliyor bana. Belki de mesele araç, vergi ya da yerli üretim değildir. Belki mesele, yıllar önce “Toplu taşıma size uygun değil, bu yüzden sizi desteklemeliyiz.” diyerek verilen sözün bugün hâlâ geçerli olup olmadığıdır.

Çünkü ben bir engellenen birey olarak hâlâ aynı yerdeyim, ihtiyaçlarım da büyük ölçüde aynı. O hâlde değişen tam olarak nedir?

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*