NEDEN TASARRUF EDİYORUZ ?

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Meryem Coşkunca’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Size bir soru: Cebinizde paranız azalmaya başladığında ilk önce neden tasarruf edersiniz?

Şimdi “Onur, bu soru nereden çıktı?” dediğinizi duyar gibiyim. Önce bir söyleyin, sonra ben sorunun nereden çıktığını açıklayacağım. Mesela ben bir şeyden tasarruf etmeye kalksam, kendimi geliştirebileceğim şeylerden tasarruf etmem. Kitap, televizyon, internet gibi şeylerden… Çünkü bunlar olmazsa hem kendimi geliştiremem hem de bir iş yapamam, bu yazıları yazamam.

Sonra sağlıktan tasarruf etmem. Sağlığım bozulursa “tasarruf edeceğim” derken, iyileşmek için daha çok para cebimden çıkar. Bu iki başlık, benim en son tasarruf edeceğim şeylerdir. Zaten tasarruf denilen şey, insanların ihtiyacı olmayan şeyleri almaması veya kullanmamasıdır. Evde gereksiz yanan bir ışık varsa onu kapatmaktır. Damlayan bir musluk varsa su boşa akmasın diye musluğu tamir etmektir. Yani tasarruf, kullanmadığımız veya ihtiyacımız olmayan şeylerden olur; hayati şeylerden değil.

Günümüze baktığımızda, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ortamda birçok şeyden tasarruf eder olduk. Hatta devletimiz bile çeşitli tasarruf tedbirleri almış durumda. Tamam, tasarruf yapmak iyi bir şey. Lakin devletin yaptığı tasarruf; lüks, yani insanların fazla ihtiyaç duymadığı şeylerden olmalı. Mesela bir kuruma bir araç yetiyorsa ikinci araç almasına izin verilmemeli. Ancak baktığımızda, durumu incelediğimizde bu tasarruf tedbirlerinin her alanda karşımıza çıktığını üzülerek görüyoruz.

Size daha iyi açıklamak amacıyla geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan bir haberi kısaca paylaşmak istiyorum. 15 yaşındaki Gülistan Kaya, doğuştan serebral palsili ve yüzde 90 engelli. Kendi başına yürüyemiyor ve kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor.

Ailesi, evlerine çok yakın olan Asarlık TOKİ Ortaokulu’nda özel eğitim sınıfı açılmasını istiyor. Ancak Gülistan, yaklaşık 4 kilometre uzaklıktaki Şehit Er Serdar Amak Ortaokulu’na yönlendiriliyor. Baba Veysel Kaya, yakın okuldaki özel eğitim talebinin tasarruf tedbirleri gerekçesiyle karşılanmadığını söylüyor. Aileye göre uzak okul seçeneği Gülistan’ın ihtiyaçları açısından uygun değil. Bunun sonucunda Gülistan iki yıldır okula gidemiyor ve eğitiminden uzak kalıyor.

Bu haberi okudum. Açıkçası ilk önce Gülistan’ın babasının haberde “özel eğitim sınıfı” dediğini duyunca, kaynaştırma sınıflarından bahsediyor sandım. Çünkü bildiğim kadarıyla her okulda özel eğitim sınıfı olacak diye bir şey yok. Araştırmaya başladım. Okullara baktım, eğitim durumlarını inceledim ve Gülistan’ın babasının bu konuda bir hata yapmadığını gördüm.

Bahsi geçen TOKİ Ortaokulu’nun geçtiğimiz senelerde özel eğitim alanında yer aldığını ve hatta Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bu konuda öğretmen ihtiyacı bildirdiğini gördüm. Yani sözün kısası, okulun geçmiş yıllarda özel eğitim alanında bir altyapısının bulunduğuna ilişkin MEB kayıtları var. Ne olduysa son yıllarda olmuş; bugün kamuya açık okul bilgilerinde özel eğitim sınıfı görünmüyor. Bu durum, Gülistan’ın babasının “tasarruf tedbirleri yüzünden” şeklindeki açıklamasını daha da dikkat çekici hale getiriyor.

Yani babanın açıklamalarını göz önüne alırsak, tasarruf tedbirleri yüzünden bu ülkede özel gereksinimli bir kızımız okula gitmesi gerekirken evde oturmak zorunda kalıyor. Sizce bir çocuğun hayatından ve eğitiminden tasarruf olur mu?

Şimdi bazı arkadaşlar, “Aman canım, uzaktaki okula gitsin, ne olur?” diyecek. Ancak o kadar basit değil. Gülistan öz bakım ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor. Dört kilometre uzağa giderse tuvalet ihtiyacı, yemek ihtiyacı ne olacak? Kim yardım edecek? Annesi okul bahçesinde akşama kadar bekleyecek mi?

Evlerinin dibinde, geçmişte özel eğitim alanında hizmet vermiş ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan özel eğitim öğretmeni ihtiyacı bildirilmiş bir okul varken insanları zorlamaya, hayatı daha da zorlaştırmaya ne gerek var? Siz neden tasarruf ettiğinizin farkında mısınız?

Zaten incelediğimizde, bu tasarruf tedbirlerinin engellenen bireylerin hakları açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu görüyoruz. Engellilik oranlarında yapılan değişiklikler nedeniyle birçok engellenen arkadaşımızın hak kazandığı engelli aylığı ve bakım desteği gibi sosyal desteklerin kesildiğini biliyoruz. Biliyorum, bazı arkadaşlar bu söylediklerime itiraz edecek. Ancak incelerlerse, benim daha önceki yazılarımda bu konularla ilgili belgeleri ve kaynakları bulabilirler.

Bakın arkadaşlar, yaşadığımız ülke kurulurken bile maddi olanakları sınırlı bir ülkeydi. Ancak o zor günlerde Mustafa Kemal Atatürk hep eğitim dedi. İnsanların ve toplumun eğitimle kendini geliştirmesini sağlamaya çalıştı, fabrikalar kurdu ve kısa zamanda kendi kendine yetebilen bir ülke inşa etti.

Aslında bizim ne yapacağımız, zor durumlarda nelerden tasarruf edeceğimiz geçmişte saklı değil mi? Ne olur artık insan haklarından ve insan hayatından tasarruf etmeyi bırakalım. Gülistan gibi arkadaşlarımızı eğitmeye bakalım.

Kısacası tasarruf yapalım, hem de sonuna kadar yapalım… Ama lütfen faturayı çocuklara, yani geleceğimize kesmeyelim.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Meryem Coşkunca – Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*