Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…
Hayatta yanlış bildiğimiz doğrular vardır ve biz bunları çoğunlukla farkında olmadan uygularız, uygularken de sorgulamayız bile.
Mesela kahve… “Kahve insanı uyanık tutar.” derler. Herkeste değil. Bazen kahveyi içersin, gözlerin kapanır. Kahve de masada sana bakıp “Ben elimden geleni yaptım.” der.
Bir tane daha… Kadınlar çok konuşur, erkekler az konuşur derler. Ben buna hiç inanmıyorum. Erkekler az konuşsaydı kahvehaneler, futbol programları ve WhatsApp grupları bu kadar uzun yaşayabilir miydi?
Şimdi hafifçe gülümseyen ve “Tribünlere oynama Onur.” diyen arkadaşlar olabilir. Ama ne yapayım, durum böyle. Şaka bir yana, bu örnekler gibi hayatımızı etkileyen binlerce yanlış bilinen doğru sayabilirim.
Bu arada “Yazıya niye böyle başladın?” diyorsunuz değil mi? Hemen açıklıyorum. Yalnız sizden bir ricam var. Anlatacaklarımı okurken lütfen biraz empati yapmaya çalışalım.
Biliyorsunuz, doğru bilinen yanlışlardan etkilenen kesimlerden biri de engellenen arkadaşlardır. Ben de tekerlekli sandalye kullanıcısı olarak zaman zaman bu yanlış bilinen doğrulardan etkileniyorum. Mesela, bilemiyorum ama birçok insan bizi sadece tekerlekli sandalye üzerinde yaşıyor sanıyor galiba.
Evet, tekerlekli sandalye gibi araçları vücudumuzun bir parçası gibi iyi kullansak da bunlar sadece gerektiğinde hayatımızı kolaylaştıran araçlardır. Ayrıca tekerlekli sandalyemizde sizlere hareketli görünebiliriz. Ama dikkatli bakarsanız, aslında bedenimizin aynı şekilde hareket etmediğini görürsünüz. Oturduğumuz yer ne kadar konforlu olursa olsun, uzun süre aynı pozisyonda kalınca insan vücudu belli bir süreden sonra uyarı vermeye başlar. Uzun yolculuk yapanlar ne demek istediğimi anlarlar.
Şunu bir netleştirelim: Biz tekerlekli sandalye kullanabiliriz ama onun üzerinde yaşamıyoruz. Örneğin evde ben hiç tekerlekli sandalye kullanmam, her işimi emekleyerek yaparım. Bu bazılarına farklı gelebilir. Ancak farklı gözüküyor diye hiç hareket etmeden oturacak ya da tekerlekli sandalyede yaşayacak halim yok.
Bakın, bir şey daha… Bizim evde 5 sene öncesine kadar asansör yoktu. Yani asansör boşluğu vardı. Her şeyi hazırdı. Ancak ben bir defa bile “Yaptırayım.” demedim. Merdivenlerden kendi yöntemimle inip çıkmayı öğrenmiştim. Şimdi asansör arızalandı diyelim, hiç düşünmem, merdivenlerden tırmanarak çıkarım. Dediğim gibi, yöntemini biliyorum.
Anlatmaya çalıştığım şey, bir tekerlekli sandalye kullanıcısının hayatı sadece tekerlekli sandalye değildir. En azından benim için böyle.
Tabii, bunların yanı sıra ben erişilebilir tuvaletlerin, yani “engelli tuvaletleri” denilen yerlerin bazılarını da kullanamam. Niye olduğunu bilmediğim bir şekilde, karşılaştığım bazı erişilebilir tuvaletlerde klozetler bayağı yüksek. Yani benim boyum uzun olmasına rağmen çoğunlukla klozete oturduğumda ayaklarım yere değmez.
Şimdi, “Onur, o klozetler tekerlekli sandalyeden klozete daha rahat transfer imkânı sunmak için yüksek yapılıyor.” diye bilirsiniz. Bunu da araştırdım, öyle bir şey de yokmuş.
Bakın, bunlar hep bizleri tekerlekli sandalyede düşündüğünüz için oluyor. Ben veya kısa boylu arkadaşlarımız yerden sıçrayıp, o engellenenler için yaptığınız tuvaletlere ayaklarımız yere değmeden nasıl oturabiliriz?
Bir de şu var: Neden bu erişilebilir tuvaletler tasarlanırken kadın ve erkek kullanıcıların farklı ihtiyaçları ve kullanım şekilleri daha fazla dikkate alınmıyor? Çünkü baktığınız zaman, kadınların ve erkeklerin tuvaleti kullanım şekilleri her zaman aynı olmayabiliyor. Örneğin erkeklerin her zaman klozet kullanması gerekmeyebilir.
Mimarlar, mühendisler ve tasarımcılar bunu bir düşünüp, benim bilmediğim farklı bir sebebi varsa bana anlatabilirler mi? Bu tuvaletlerin standardı neye göre belirleniyor?
Standart deyince herhalde ben standartlara uygun bir insan değilim.
Akülü aracımı alırken satıcı illa “Sana daha büyük bir araç verelim, daha rahat edersin.” demişti. Ben istemedim. Çünkü kendimi biliyorum. Geniş yerde otururken denge sorunu yaşayabilirim. Zaten ben evde bile geniş koltukta rahat edemem.
Satıcının ısrarlarına rağmen kendi bildiğim ölçülerde almıştım aracı. Hatta “Fazla rahatlık benim için iyi değil.” diye espri de yapmıştım.
Bakın arkadaşlar, engellenen bireyler günlük hayatı kolaylaştırmak için çeşitli aletler ve yardımcı cihazlar kullanabilirler. Ancak o cihazlara ve aletlere yapışık yaşayamazlar. Ayrıca kullanılan yardımcı cihazların seçimi kişiye göre yapılmalıdır.
Yani bu işlerde sadece standarda bağlı kalıp uygulama yapılmamalıdır. Kişi yardımcı cihazı kendi seçemiyorsa mutlaka gözlemlenmeli, o gözlem doğrultusunda yardımcı cihaz seçilmelidir. Aksi halde istenmeyen kazalar yaşanabilir.
Unutmayalım ki, bu dünyada yaşıyorsak, biz dünyaya uymak zorunda değiliz, dünya bize uymak zorunda…
Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…
Bir yanıt bırakın