Yazıyı Fatma Gül Demir’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…
Beni tanıyanlar ya da bu yazıları takip edenler bilir; ben her yerde ve her an, her konuda farklı bakıp düşünmeye çalışırım. Yani yolda giderken sadece yola bakmam, binalara, tabelalara, insanlara bakmaya çalışırım. Hep kafamda “bu niye böyle, şöyle olsa daha güzel olmaz mı?” sorusu vardır. Gerçi hayatta her konuda böyle olunca bu biraz başıma dert açar ama beni geliştiren en önemli şeydir.
Şimdi bunları niye anlatıyorsun Onur diyeceksiniz, hemen şöyle açıklayayım:
Tiyatroyu sevenler ve gündemi takip edenler bilir. Geçtiğimiz haftalarda Müjdat Gezen ve Perran Kutman gibi birbirinden değerli sanatçıların rol aldığı Gırgıriye Müzikali sahnelenmeye başlandı. Tabi bu kadar iyi sanatçıların olduğu bir gösteri çok büyük ilgi çekti, biraz da insanlar tiyatroyu ve bu saydığım isimleri özlemişler galiba, her gece salon tıklım tıklımmış. Burada şunu demekten kendimi alamıyorum; bu ekip Bolu’ya da gelsin, en önde ben izlemek isterim. Umarım bir gün bir şekilde izleyebilirim.
Neyse biz konumuza geri dönelim. Bir akşam oyunu izlerken seyircilerden biri sahneye “ben göremiyorum sahneyi” diyerek serzenişte bulunmuş, hatta ufak çapta bir tartışma yaşanmış ve bu yüzden Müjdat Gezen rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış. Neyse önemli bir şeyi yokmuş. Herkes organizasyonu yapanları suçladı. Bağıran seyirciyi suçladı. Hatta oyuncuları bile suçlayanlar oldu.
Ben de bu olan biteni izlerken kendi kendime dedim ki “bu insanlar ne yapıyor”. Biliyorsunuz bende zaman zaman çeşitli etkinlikler yapıyorum, hatta birçok okula da gittim. Benzer olayları ben de yaşadım. Burada ne organizasyonda ne de sanatçılarda suç var. Bağıran seyirci de haklı… ee Onur o haklı, bu haklı, peki sorun nerede diyeceksiniz. Bence sorun o salonları yapan, tasarlayan insanlarda.
Bakın bu tip etkinlik alanlarını tasarlarken bizim ülkemizde “insanlar nasıl olsa sahneyi görür” diye yapılıyor ve farklılıkları olan insanların o salonlara gelip izleyebilecekleri, hatta sahneye çıkabilecekleri düşünülmüyor. Bakın dikkat edin, kaç salonda tekerlekli sandalye girişi var? Kaç salonda tekerlekli sandalye ile sahneye çıkılabiliyor?
Örneğin ben Bolu’da 2012 yılından bu yana çeşitli etkinliklerde aktif görev alıyorum. Koskocaman şehirde 2 uygun salon var. Biri Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin Mavi Salonu, bir de Bolu Belediyesi nikâh salonu. Hatta geçtiğimiz yıllarda nikâh salonunda bir etkinlik yapmıştık. Salon bulamayınca oradaki yetkililere “ya beni buraya getirdiniz, evlenmeye falan niyetim yok benim” diye takılmıştım. Herkesi güldürmüştüm.
Bakın esprili anlatmaya çalışıyorum ama Bolu’nun durumunu Türkiye’ye uyarlarsak konunun ne kadar önemli olduğunu, bu alanda eksiklerimizin bir hayli fazla olduğunu görürüz. Mesela Bolu’da yıllar önce dünya paralimpik okçuluk dalında derece yapan sporcularımıza bir 3 Aralık toplantısında ödülleri sahne önünde verilmişti. Çünkü kimsenin aklına gelmemiş sahneye bir rampa yapmak. İşin ilginci bu herkese normal gelmişti.
Şimdi bazı arkadaşlar “Onur bir tek bu sorun mu var, seni sahnelere karga tulumba çıkartırız istersen” diyecekler. Karga tulumba beni veya bir arkadaşımı sahneye çıkartırsanız orada anlatacaklarımın ne anlamı kalır? Ayrıca sahneye çıkaracağız diye tekerlekli sandalyedeki bir insana bilinçsizce dokunmanız bile ona ya da aracına zarar verme riski barındırır. Bu riski niye birilerinin unutkanlığı yüzünden ben alıyorum?
Evet belki hiç düşünmediğiniz, bakıp da görmediğiniz hatta belki de sizin için sorun bile olmayan bir şeyi anlatıyorum ama unutmayın; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1. maddesi, tüm insanların özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğduğunu, akıl ve vicdanla donatıldıklarını söyler. Dolayısıyla bizler de insan olduğumuza göre sahnelere çıkıp insanlara bir şeyler sunma ya da o salonlarda sunulanları izleme hakkımız vardır.
Buradan salonları tasarlayan ve salon sahibi olan yetkililere sesleniyorum: Ne olur bu tür salonlardaki fiziksel engelleri bir şekilde aşmaya çalışın. Çünkü milletin uzaya çıktığı bir çağda bizim bu tür sorunlar yaşamamız biraz garip oluyor. Ben inanıyorum ki bunlara dikkat edersek, sanata ve sanatçıya değer verip fiziksel şartları düzeltmeye çalışırsak daha medeni, daha özgür bir ülkede yaşarız…
Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Fatma Gül Demir – Bolçi’nin katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…
Bir yanıt bırakın