<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#KonuşanYazılar arşivleri - Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</title>
	<atom:link href="https://www.onurustaoglu.com.tr/tag/konusanyazilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jan 2026 17:34:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.onurustaoglu.com.tr/wp-content/uploads/2022/10/cropped-simge-32x32.png</url>
	<title>#KonuşanYazılar arşivleri - Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ONAYLATIYOR MUSUNUZ?</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/onaylatiyor-musunuz/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/onaylatiyor-musunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 21:15:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#EngellenenBireyler]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#Onaylanma]]></category>
		<category><![CDATA[#OnaylatıyorMusunuz]]></category>
		<category><![CDATA[#ToplumunAynası]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onaylanma ihtiyacı neden bu kadar arttı? Bir skeçten yola çıkarak sosyal medya, yapay zekâ ve engellenen bireyler üzerinden topluma ayna tutan çarpıcı bir yazı.</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/onaylatiyor-musunuz/">ONAYLATIYOR MUSUNUZ?</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Özge Nur Dilber</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe src="https://www.youtube.com/embed/OU3M3obkwt8?si=4bvR4586udAFo6Pi" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal">
<p>Hani her zaman denir ya; tiyatro, sinema gibi sanatlar aslında toplumun aynasıdır, toplumlara ayna tutar diye. Geçtiğimiz günlerde televizyonda <strong>Güldür Güldür programını izlerken bu sözün doğruluğunu bir kez daha fark ettim. Güldür Güldür programında yayınlanan bir skeçte insanların onaylanma ihtiyacı o kadar güzel anlatılmış ki, izin verirseniz kısaca anlatmak istiyorum.</strong></p>
<p>Skeçte domates biber satan bir adamın yanına bir arkadaşı geldi. Boş bir tezgâh almış, beklemeye başladı. Domates biber satan adamın dikkatini çekti. “Arkadaşım, sen ne satıyorsun, tezgahın boş” dedi. <strong>Adam gülümseyerek “Ben onaylayıcıyım” dedi,</strong> “insanları onaylayacağım.” <strong>Domatesçi “Öyle iş olur mu ya? Düzgün bir şeyler satsaydın” dedi.</strong> Onaylayıcı adam gülümseyerek “Bu yeni bir meslek, ben buldum. Akşam olunca senden daha çok para kazanacağım” dedi.</p>
<p>İkisi de beklemeye başladılar. Çok geçmeden “Buralarda bir onaylayıcı varmış, nerede?” diye sorarak bir kadın geldi. “Kıyafetim olmuş mu?” dedi. Onaylayıcı “Olmuş, çok güzelsiniz hanımefendi” dedi. Kadın gülümseyerek “Oh be, kendime geldim, daha iyi hissediyorum. Borcum ne kadar?” dedi. Onaylayıcı “Abla sen yabancı değilsin, 400 TL ver yeter” dedi. Kadın parayı verdi, mutlu mutlu ayrıldı.</p>
<p>Bunu gören domates biberci “Bu kadar mı?” dedi. Onaylayıcı “Evet, bu kadar” dedi. Derken bir adam geldi, karısıyla kavga etmişti. Onaylayıcıya anlattı. “Ben haklıyım değil mi?” dedi. Onaylayıcı “Tabii ki haklısınız” diyerek onayladı. 800 TL aldı, adam da onaylandığı için mutlu oldu, gitti. Bunu gören domates biber satan adam “Arkadaş bravo, iyi iş bulmuşsun. Ben satış yapamadım, sen bir sürü para kazandın. Bu işin sırrı ne?” diye sordu. <strong>Onaylayıcı “İnsanların ihtiyaçlarını iyi gözlemleyip ihtiyaçlara cevap vermek” dedi.</strong></p>
<p>Ben de bunu izlerken hem güldüm hem de biraz düşündüm. Çünkü gerçekten de yaşadığımız çağda insanların her konuda onaylanma ihtiyacı var. Yaptığı işte, giydiği kıyafette, okuduğu bir kitapta ya da izlediği bir filmde birinin <strong>“iyi yapmışsın, güzel olmuş”</strong> demesi insanları gerçekten mutlu eden en önemli şeylerden biridir.</p>
<p>Hatta bence sosyal medya dediğimiz ortamın da en büyük nimetlerinden biri bu hissi vermesidir. <strong>Düşünün, beğen butonu olmasaydı sosyal medya bu kadar ilgi görür müydü? Bence görmezdi. Hatta fark ettiyseniz aynı şeyi yapay zekâlar da yapmaya çalışıyor. Yani artık yapay zekâya “olmuş mu?” diye sormadan üzerini giyinip çıkamayan arkadaşlar olmaya başladı çevremizde. Bu da aslında düşündürücü.</strong></p>
<p>Şöyle bir düşünürsek, bu onay işinin fazlasının insanlarda bağımlılık yaptığını, karar verme yeteneğini zayıflattığını, motivasyon düşürücü bir etki yarattığını; ama az ve yerinde yapılanının insanı geliştirdiğini ve iyi hissettirdiğini görürüz. Yani onay işinde de aslında her şeyde olduğu gibi abartmadan, doz aşımı yapmamak lazım.</p>
<p>Tabii bu olaya bir de dezavantajlı denilen insanların, yani engellenen veya özel gereksinimli bireyler açısından bakarsak, onların etrafındaki insanların onaylama işini çoğu zaman yapmadıklarını görürüz. Mesela engellenen bireyler bir şey anlatır, bir şey yapmak ister. Anlattıkları şeyler ve yapmak istedikleri güzel bile denmez. Sırf hareketleri, düşünceleri bazen de farklı olan görünüşleri yüzündendir<strong>. O yapay gülümsemeler ve “sen bunları yapamazsın” diyen bakışlar…</strong> Onaylanmamak yüzünden birçok engellenen birey motivasyonunu kaybedip başarabilecekleri şeylerden bile vazgeçebilir.</p>
<p><strong>Bakın şunu açık söyleyeyim: Engellenen bireyler için onaylanmak aslında bir çeşit ciddiye alınmak, görünür hâle gelmek ve “hadi bakalım, sen yapabilirsin” diye cesaret anlamına gelir. </strong>Onun için eğer engellenen bir tanıdığınız varsa olaya böyle bakmalısınız. Ben inanıyorum, eğer biz toplum olarak bu onaylama işine böyle bakarsak, akıllıca yaparsak birçok engeli kaldırabiliriz.</p>
<p><strong>Bu yazı, 2026 yılının ilk Konuşan Yazısı.<br />
Yeni yılın; hayallerin ertelenmediği, cesaretin bahanelerden biraz daha yüksek sesle konuştuğu bir yıl olmasını diliyorum.<br />
Konuşan Yazılar ’da, anlatılmayanı dile getirmeye, görünmeyeni görünür kılmaya bu yıl da devam edeceğiz.</strong></p>
<p>Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonaylatiyor-musunuz%2F&amp;linkname=ONAYLATIYOR%20MUSUNUZ%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonaylatiyor-musunuz%2F&amp;linkname=ONAYLATIYOR%20MUSUNUZ%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonaylatiyor-musunuz%2F&amp;linkname=ONAYLATIYOR%20MUSUNUZ%3F" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonaylatiyor-musunuz%2F&amp;linkname=ONAYLATIYOR%20MUSUNUZ%3F" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonaylatiyor-musunuz%2F&amp;linkname=ONAYLATIYOR%20MUSUNUZ%3F" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonaylatiyor-musunuz%2F&amp;linkname=ONAYLATIYOR%20MUSUNUZ%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/onaylatiyor-musunuz/">ONAYLATIYOR MUSUNUZ?</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/onaylatiyor-musunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GERÇEKTEN FARKINDALIK İÇİN Mİ ?</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/gercekten-farkindalik-icin-mi/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/gercekten-farkindalik-icin-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 21:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#3Aralık]]></category>
		<category><![CDATA[#EngellilikDeğilEngellenme]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#OnurUstaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Erişilebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1942</guid>

					<description><![CDATA[<p>3 Aralık Engelliler Günü kutlanacak değil sorgulanacak bir gün. Bu yazı, görmezden gelinen gerçekleri açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/gercekten-farkindalik-icin-mi/">GERÇEKTEN FARKINDALIK İÇİN Mİ ?</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Meryem Coşkunca</strong>’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe src="https://www.youtube.com/embed/BlN_8GGi4eI?si=3dIiHTll2GDUfSBw" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal">
<p><strong>Evet yine yılın hiç sevmediğim, niye yapıldığını anlamlandıramadığım ve muhtemelen hiç anlamlandıramayacağım; ismi çok havalı ama içi boş günlerinden birini bayram gibi kutlayarak geride bıraktık.</strong> Neden bahsettiğimi beni yakından tanıyanlar hemen anladı ve gülümsemeye başladı bile. Evet, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve haftasından bahsediyorum.</p>
<p>Ne kadar şaşalı bir isim geliyor kulağa… Bu ismi duyan biri, o gün tüm dünyadaki engellerin kalktığını, herkesin engellenen bireyleri dinlediğini ve anladığını sanıyor. Ben yıllardır 3 Aralık günüyle ve haftasıyla ilgili düşüncelerimi yazıyorum ve her yıl kendime bile kızarak yapıyorum bunu. Çünkü kimsenin kimseyi anladığı yok. Bu icat edilen günde çoğu yetkili sadece gösteriş ve biraz da vicdan rahatlatma derdinde.</p>
<p>Hatta çoğu kişi “Engelliler gününüz kutlu olsun” diyor. Yani aslında bize “İyi ki engellisin, kutlu olsun” demiş oluyor farkında bile olmadan. Tabi ülkeyi yönetenler ve yetkililer böyle davranınca sokaktakiler de sorgulamadan Engelliler Gününü bayram gibi kutlamaya başlıyor. Hem de son yıllarda çok daha fazla. Ne olur arkadaşlar, biraz bilinç, biraz empati. <strong>3 Aralık kutlanacak bir gün değildir. Tam tersi, bence ayrımcılığın ve gösterişin doruklara çıktığı, insanların utanması gereken bir gündür.</strong></p>
<p>Bir defa şunda anlaşalım: Dünyada “engelli” diye bir varlık yoktur.<br />
<strong>İnsanların yaptığı ya da yapmadığı şeylerle engellenen insanlar vardır.</strong><br />
Bu günlerde engellenen insanları değil, onları engelleyen unsurları ve faktörleri konuşmalıyız. Bu insanlar niye engelleniyor? Engelleri nasıl ortadan kaldırırız? Asıl tartışılması gereken budur.</p>
<p>Mesela ben hemen kimsenin sormadığı birkaç soru sorayım:</p>
<p>• “İki yıl önce engel oranını belirleyen yasa maddesi sessiz sedasız değiştirildi. Şimdi bu düzenleme yüzünden birçok kişinin maaşı kesiliyor; bunu neden kimse konuşmuyor?”</p>
<p><a target="_blank" rel="nofollow noopener">• </a>Engellenen bireyler için erişilebilirlik düzenlemeleri yasayla güvence altındayken, kamuya açık yerlerde bu düzenlemelerin yapılması zorunluyken yeterli denetimler neden hâlâ yapılmıyor? Ben bazı kurumlara girmeye çalışırken niye zorlanıyorum?</p>
<p>• Türkiye’de engellenen bir birey neden ayda sadece <strong>8 saat</strong> devlet destekli özel eğitim alıyor?<br />
Bazı gelişmiş ülkelerde bu eğitim ayda <strong>40 saate</strong> çıkıyor. Bazı durumlarda engellenen birey için eğitim, ilaçtan daha etkili. Hani nerede eğitimde fırsat eşitliği?</p>
<p>• 2005 yılında resmi kayıtlara göre ülkemizin %12’si engellenen bireylerden oluşuyordu.<br />
Bu oran neden güncellenmedi? Aradan geçen yıllarda hiçbir çalışma yapılmadı mı?</p>
<p>• %12’lik bir kesimden bahsederken televizyonlarda, sokakta, iş yaşamında bu kadar az engellenen birey görmek normal mi?</p>
<p>• Çalışabilecek durumdaki engellenen bireylere neden güvenli iş ortamları sunulmuyor?<br />
Sadece maaş ya da bakım parası verilip “evde otur” mu deniliyor?</p>
<p>• Ve en önemlisi: <strong>Neden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde artık engellenen bireyler yeterince temsil edilmiyor?</strong><br />
Neden sorunlar konuşulmuyor, çözümler üretilmiyor?</p>
<p>Evet biliyorum, bu sorular zor. Belki daha önce duymadınız. Belki bunları sorduğum için kızacaksınız. Ama siz de biliyorsunuz ki, asıl konuşmamız gereken bunlar.</p>
<p>Bakın arkadaşlar, gelin bu icat edilen günleri ve süslü sözleri bir kenara bırakalım. Hepimizin amacı engelsiz ve özgür bir ülkede yaşamaksa bunun günü olmaz. <strong>Her gün farkındalık günüymüş gibi yaşayalım.</strong><br />
Burada sorduğum soruların üzerine düşünelim. Gösteriş yapmadan, ayrımcılık üretmeden çözümler bulalım. En önemlisi, “Ben yaptım oldu” mantığını bırakıp engellenen bireylere sorarak, dinleyerek, gözlemleyerek ilerleyelim. Çünkü kimse yaşamadığı bir sorunu bilemez.</p>
<p>Ben inanıyorum…<br />
Bunları yapabilirsek daha engelsiz, daha özgür, daha üretken ve insanların daha mutlu olduğu bir ülkede yaşarız.</p>
<p>Yazan : Onur Ustaoğlu – Seslendiren:  Meryem Coşkunca – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fgercekten-farkindalik-icin-mi%2F&amp;linkname=GER%C3%87EKTEN%20FARKINDALIK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20M%C4%B0%20%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fgercekten-farkindalik-icin-mi%2F&amp;linkname=GER%C3%87EKTEN%20FARKINDALIK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20M%C4%B0%20%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fgercekten-farkindalik-icin-mi%2F&amp;linkname=GER%C3%87EKTEN%20FARKINDALIK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20M%C4%B0%20%3F" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fgercekten-farkindalik-icin-mi%2F&amp;linkname=GER%C3%87EKTEN%20FARKINDALIK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20M%C4%B0%20%3F" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fgercekten-farkindalik-icin-mi%2F&amp;linkname=GER%C3%87EKTEN%20FARKINDALIK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20M%C4%B0%20%3F" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fgercekten-farkindalik-icin-mi%2F&amp;linkname=GER%C3%87EKTEN%20FARKINDALIK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20M%C4%B0%20%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/gercekten-farkindalik-icin-mi/">GERÇEKTEN FARKINDALIK İÇİN Mİ ?</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/gercekten-farkindalik-icin-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİ AİLENİZİ KURUN !</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/kendi-ailenizi-kurun/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/kendi-ailenizi-kurun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 21:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#Arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[#Dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[#HayatınKesişmeNoktaları]]></category>
		<category><![CDATA[#KendiAileniziKurun]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#OnurUstaoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Profesyonellik çoğu zaman insanlığı gölgede bırakıyor; oysa engellenen bireylerle doğru iletişim kurmanın anahtarı ne uzmanlık ne eğitim… sadece samimiyet.</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/kendi-ailenizi-kurun/">KENDİ AİLENİZİ KURUN !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Meryem Coşkunca</strong>’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/MAn_aW9rtPA?si=43sVRZNvpVptv9ov" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p>“Sizin için arkadaşlık ve dostluk ne anlama geliyor?” diye bir soru sorsam, cevabınız ne olur?<br />
Farkındayım, bazılarının hiç düşünmediği bir kavram ve soru olabilir; ancak düşünmek gerekli.</p>
<p>Ben hep şöyle tanımlarım:<br />
<strong>Bir insanın arkadaşları ve dostları, aslında kendi seçtiği ailesidir.</strong><br />
Ve çoğu zaman arkadaşlarımız, biz fark etmesek bile bizi korurlar. Zaten böyle olmasa tam anlamıyla arkadaşlık olmaz.</p>
<p>“Onur, günümüzde öyle arkadaşlar nerede?” diye sorabilirsiniz.<br />
Evet, günümüzde maalesef arkadaşlık ve dostluk kavramları değişti, hatta sahteleşti. Ama yine de iyi vakit geçirdiğiniz, güvendiğiniz, sevdiğiniz ve sizin iyiliğinizi isteyen arkadaşlarınız varsa… <strong>lütfen değerini bilin.</strong> <strong>Onları hayatınızda mümkün olduğunca yakın tutun.</strong></p>
<p>Hatta yazıyı falan bırakın, şu anda aklınıza ilk gelen arkadaşınızı arayın. Bir “Ne haber?” deyin.<br />
Günün geri kalanında size iyi gelecektir.</p>
<p><strong>Bazı arkadaşlar da, “Onur ne yapıyorsun, yazıyı boşver dedin, reytingler düşecek!” diye takılacak.<br />
</strong>Aslında profesyonel bir gazeteci ve yazar olarak “boş verin yazıyı” dememem gerek; ama benim amacım bu yazılar insanlara bir şerler göstermek ve insanların kendini iyi hissetmesini sağlamak. Eğer bir arkadaşınızı arayıp iki lafın belini kırmak, bir kahve içmek size iyi gelecekse… <strong>benim için hiçbir sorun yok. Zaten bizim reytinge de ihtiyacımız yok.</strong></p>
<p>Bu arada profesyonel dünya da ne kadar garip bir hâl aldı.<br />
Sanki insanlar profesyonelleştikçe insan olmayı unutmaya başladı. Tabii ki bir konuda bilgili olmak güzel, ama o konudaki her şeyi sadece “iş” olarak görmek çok yanlış.</p>
<p>Bakın ne demek istediğimi daha net anlatayım:<br />
Bilmiyorum <em>Can Dostum</em> filmini izlediniz mi?<br />
Filmde, zengin, kültürlü ve omurilik felci nedeniyle boynundan aşağısı felçli olan Philippe’in bakıcı arayışı anlatılır<strong>. Onlarca profesyonel başvurur; hepsi doğru cümleler kurar ama hepsi Philippe’e acıyan, onu bir “hasta” veya bir “görev” gibi gören bir tavırdadır.</strong> Philippe de bu yapaylıktan nefret eder.</p>
<p>Tam o sırada Driss çıkar gelir: Hayatını zar zor idare eden, kurallara pek alışkın olmayan, özgüveni yüksek, dobra bir adam. <strong>Philippe’e acımaz, onu normal biri gibi görür; gerektiğinde takılır, gerektiğinde karşısına dikilir.</strong></p>
<p>İşte ikisini birbirine bağlayan tam da budur:<br />
<strong>Profesyonellik değil, samimiyet.</strong><br />
Böylece aralarında beklenmedik, gerçek ve iyileştirici bir dostluk başlar.</p>
<p>Bu güzel filmi çok severim; izlemediyseniz mutlaka izleyin.<br />
Aslında ben de Philippe gibi yapardım: En yakınımda, önce beni arkadaş olarak görecek kişiyi seçerdim. Çünkü ne kadar bilgili ve profesyonel olursanız olun, uğraştığınız insan denilen varlığın güvenini ve arkadaşlığını kazanmak her şeyden önce gelir.</p>
<p>Unutmayın, engellenen bireyler kırılacak bir vazo veya nadide bir eşya değildir. Biz de güleriz, şaka yaparız, eğleniriz. Aslında sizden bir farkımız yoktur. Ayrıca şunu da belirtmek isterim: Birinin sizi dinlemesini istiyorsanız, <strong>arkadaşlık ve güven çok önemlidir.</strong></p>
<p>Engellenen bireylere de bir mesajım var:<br />
Biliyorum, çoğu zaman kendinizi farklı hissedip sosyal ortamlara katılmak istemiyorsunuz. <strong>Ancak bunu yapmayın. Mümkün olduğunca sosyal ortamlarda bulunun, sokağa çıkın, arkadaş edinin; size değişik bakanlara bu dünyada yaşadığınızı gösterin.</strong> Başta da dediğim gibi, arkadaşlar aslında insanın kendi seçtiği ailesidir. Siz de seçtiğiniz kişilerden kendinize bir aile oluşturmayı ihmal etmeyin.</p>
<p>Sevgili engellenen birey aileleri de şunu unutmasın<strong>: Engellenen arkadaşlarınızı evde, eline telefon veya tablet verip bir köşede sessizce oturmasını sağlayacak şekilde yetiştirmeyin. </strong>Mümkün olduğunca dış dünyaya açık şekilde yetiştirmeye çalışın. Arkadaş edinmelerine izin verin, yardımcı olun. Unutmayın: Bir insanın ne kadar arkadaşı varsa, o kadar çevresi vardır; ve çevresi olan bir insan her yönden güçlü olur. Başına ne gelirse gelsin, ne yapacağını ve kimi arayacağını bilir. <strong>Ayrıca bazen güvendiğiniz sevdiğiniz bir arkadaşınızın sıcacık bir gülüşü ve bakışı tüm engelleri aşmanıza yardımcı olur…</strong></p>
<p>Yazan Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Meryem Coşkunca  &#8211;  Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendi-ailenizi-kurun%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0%20A%C4%B0LEN%C4%B0Z%C4%B0%20KURUN%20%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendi-ailenizi-kurun%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0%20A%C4%B0LEN%C4%B0Z%C4%B0%20KURUN%20%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendi-ailenizi-kurun%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0%20A%C4%B0LEN%C4%B0Z%C4%B0%20KURUN%20%21" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendi-ailenizi-kurun%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0%20A%C4%B0LEN%C4%B0Z%C4%B0%20KURUN%20%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendi-ailenizi-kurun%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0%20A%C4%B0LEN%C4%B0Z%C4%B0%20KURUN%20%21" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendi-ailenizi-kurun%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0%20A%C4%B0LEN%C4%B0Z%C4%B0%20KURUN%20%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/kendi-ailenizi-kurun/">KENDİ AİLENİZİ KURUN !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/kendi-ailenizi-kurun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BANA BAKMAYIN !</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/bana-bakmayin/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/bana-bakmayin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 12:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#BanaBakmayın]]></category>
		<category><![CDATA[#FarklıOlmakGüzeldir]]></category>
		<category><![CDATA[#GörmekFarkEtmek]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#OnurUstaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[#TallGirl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tall Girl” filminden yola çıkan bu yazı, farklı olmanın gücünü, toplumun önyargılarını ve gerçek farkındalığın ne anlama geldiğini sorguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/bana-bakmayin/">BANA BAKMAYIN !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Fatma Gül Demir</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe loading="lazy" title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/UTBJ1sm_yjk?si=vvp9AJpm5cHJkg5Y" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p>Jodi, 16 yaşında ve 1 metre 85 santimetre boyunda bir lise öğrencisiydi. Boyu yüzünden sürekli alay konusu olur, bu yüzden özgüveni düşüktü. Kendisini hep “farklı” hissettiği için güzel olduğunu bile kabullenemiyordu. Hatta insanların ona göz ucuyla bile bakmasını istemiyor, bakışlardan rahatsız oluyordu.</p>
<p>Kendi kendine “Benim boyum niye bu kadar uzun, niye ben farklıyım?” diye kızıyordu. Erkek arkadaşı yoktu; daha doğrusu, Jodi’nin aklında hep şu düşünce vardı:</p>
<p><strong>“Yanımdaki erkeğin boyu en az benim kadar olmalı, yoksa çok dikkat çekeriz. İnsanların gözü hep bizde olur.”</strong></p>
<p>Bu düşüncelerden dolayı, çocukluğundan beri yanında olan ve onu gerçekten seven Jack’i görmüyordu bile.</p>
<p>Jack, Jodi’ye olan duygularından emindi. Okula giderken hep kitaplarını, süt şişelerini taşımak için kullanılan tahta bir kasada taşırdı. Kitapları kasada taşımasının nedenini kimse bilmezdi. Herkes merak eder ama kimse sormazdı<strong>. Ancak ilerleyen zamanda bu kasanın sırrı ortaya çıkacaktı.</strong> Jack aynı zamanda Jodi’nin en yakın arkadaşlarından biriydi.</p>
<p>Bir gün İsveç’ten gelen yakışıklı değişim öğrencisi Stig ile tanıştı. Jodi, Stig’e âşık oldu çünkü Stig’in boyu ona uygundu. Ama işler karıştı; Stig, okulun en güzel ve en popüler kızıyla çıkmaya başladı. Jodi ise içinden “Stig neden bana baksın ki?” diye düşündü ve ondan uzaklaştı.</p>
<p>Bir akşam yemek yerlerken Jodi’nin babası ona döndü:</p>
<p><strong>“Kızım, sen çok güzel piyano çalıyordun, üstelik çok da başarılıydın. Artık seni piyanonun başında göremiyoruz. Neden bıraktın?”</strong></p>
<p>Jodi’nin verdiği yanıt babasını şaşırttı:</p>
<p><strong>“Baba, başarıya herkes bakar. Ama ben insanların bana bakmasını istemiyorum.”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde izlediğim <em>Tall Girl</em> isimli filmden kısa kısa sahneler anlatarak başlamak istedim yazıma. Bu keyifli filmi izlerken hem eğlendim hem de düşündüm. Filmde anlatılan Jodi aslında çok güzel bir kız, ancak boyu uzun olduğu için çocukluğundan beri arkadaşları tarafından alay konusu olmuş. Zamanla insanlardan kaçan, görünmekten korkan biri hâline gelmiş. “Bana bakmasınlar” diye, başarılı olduğu şeylerden bile vazgeçme noktasına gelmiş bir insan.</p>
<p><strong>Aslında şöyle düşünürsek, Jodi’nin yaşadıklarını hisseden birçok kişi var.<br />
Üstün zekâya sahip olana “sivri zeka” deniyor, yavaş öğrenene lakap takılıyor, kısa boyluya gülünüyor… Kolu, bacağı olmayan ya da tekerlekli sandalye kullanan insanlar için de durum çok farklı değil.</strong></p>
<p>Peki insanlar “farklı” olanlardan neden bu kadar korkuyor?<br />
Neden kendinden farklı gördüğü insanlarla uğraşıyor, onların hayatını zorlaştırıyor?<br />
Acaba onları kendinden üstün görüp bir çeşit kıskançlığa mı kapılıyor,<br />
yoksa ailelerin ve öğretmenlerin farklılıkları göstermediği, öğretmediği için mi böyle davranıyorlar?</p>
<p><strong>Şimdi sizden rengârenk çiçeklerle ve çeşit çeşit meyve ağaçlarıyla kaplı bir bahçe düşlemenizi istiyorum.<br />
Bu bahçe tek renk olsa, bahçedeki her şey aynı olsa o renkli görüntü, o tat çeşitliliği olur mu?<br />
Olmaz değil mi?<br />
</strong>İşte insanlar da o bahçedeki çiçekler ve meyve ağaçları gibidir:<br />
Her biri farklı renkte çiçek açar, farklı meyveler verir. Bu da bir zenginliktir.</p>
<p>Bakın, şunu artık anlamalıyız:<br />
<strong>Farklı olmak, farklı düşünmek, farklı görünmek her zaman iyidir.</strong><br />
Ayrıca farklılıklarınızla dikkat çekebiliyorsanız, bu sizin lider ruhlu bir kişiliğe sahip olduğunuzu gösterir.<br />
Dolayısıyla farklı olmaktan, farklı görünmekten asla korkmayın, çekinmeyin.<br />
Bırakın isteyen istediğini söylesin.<br />
Siz başarmaya devam edin. Göz önünde olun.</p>
<p>Unutmayın, farklı olmak bir eksiklik değil, bir ayrıcalıktır.<br />
Önemli olan, insanların sizi nasıl gördüğü değil, sizin kendinizi nasıl gördüğünüzdür.<br />
Filmde anlatıldığı gibi:</p>
<p><strong>“Ben insanların bana bakmasını istemiyorum.”<br />
Ama belki de artık bakmalarını değil, görmelerini istemeliyiz Çünkü gerçek farkındalık, bakışlarda değil, görmede başlar.”</p>
<p></strong></p>
<p><em>Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Fatma Gül Demir</em><br />
<em>Boçinin katkılarıyla &#8211; Bolu Olay Gündem Gazetesi – Konuşan Yazılar</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbana-bakmayin%2F&amp;linkname=BANA%20BAKMAYIN%20%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbana-bakmayin%2F&amp;linkname=BANA%20BAKMAYIN%20%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbana-bakmayin%2F&amp;linkname=BANA%20BAKMAYIN%20%21" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbana-bakmayin%2F&amp;linkname=BANA%20BAKMAYIN%20%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbana-bakmayin%2F&amp;linkname=BANA%20BAKMAYIN%20%21" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbana-bakmayin%2F&amp;linkname=BANA%20BAKMAYIN%20%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/bana-bakmayin/">BANA BAKMAYIN !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/bana-bakmayin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİN İÇİN YAP !</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/kendin-icin-yap/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/kendin-icin-yap/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 08:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#HayataDair]]></category>
		<category><![CDATA[#İyiHisset]]></category>
		<category><![CDATA[#KendineDeğerVer]]></category>
		<category><![CDATA[#KendinİçinYap]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#OnurUstaoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendin için özen göstermek, yaşam enerjini yükseltir. Başkası için değil, sadece kendin için giyin, bakımlı ol ve kendini değerli hisset.</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/kendin-icin-yap/">KENDİN İÇİN YAP !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Özge Nur Dilber</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe loading="lazy" title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/iRnUW9fFp1k?si=7AN9hIvm-RN_hBZx" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p><strong>Hayatta bize doğruymuş gibi öğretilen bazı alışkanlıklar vardır. </strong>Mesela hepimiz evde eşofman ya da pijama giyeriz; sadece dışarı çıkarken veya misafir gelince güzel kıyafetler giyeriz. Hatta hanımlar biri gelecek ya da bir yere gidecekse makyaj yapar, saçını başını düzeltir; erkekler de kişisel bakımına daha çok özen gösterir.<br />
Aslında bu, toplum olarak <strong>karşımızdakine değer ve saygı gösterdiğimizin bir işaretidir</strong>. Ve bu güzel bir şeydir.</p>
<p>Peki size soruyorum; <strong>karşınızdakine gösterdiğiniz değeri ve saygıyı kendinize gösteriyor musunuz?</strong><br />
“Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyim.<br />
Şöyle açıklayayım: Sevdiğiniz şeyleri giymek, saçınızı düzeltmek, kişisel bakımınıza özen göstermek insanı iyi hissettiren, hatta ruh hâlini tamamen değiştiren bir şey değil midir?</p>
<p>Sabahtan akşama kadar pijamayla duran, evde tek başınayken saçına başına ve kişisel bakımına dikkat etmeyen bir insan sizce kendini nasıl hisseder?<br />
Ya da siz böyle bir gün geçirmek ister misiniz?<br />
Ben istemem. Çünkü benim için sabah dolabı açıp, o gün bana kendimi iyi hissettirecek kıyafeti seçip giymek, tıraş olmak… Bunlar gün içinde enerjimi yükselten şeylerdir. Akşama kadar pijamayla kalsam herhalde hasta olurum!</p>
<p><strong>Şimdi bazı arkadaşlar gülümseyerek “Ee Onur, sana hep güzel misafirler geliyor tabi dikkat edersin” diye takılacak, bazıları da “Ne istiyorsun yani, pijamamızdan mı olalım; evde takım elbiseyle mi dolaşalım?” diyecek.<br />
</strong>Ama ben gerçekten hiç sevmem. Evde tek başıma olsam bile o dolap açılır, o günün kıyafeti seçilir.<br />
Ve bunu <strong>kimse için değil, kendim için</strong> yaparım.</p>
<p>Bu anlattığım “giyinme, güzel görünme, kişisel bakım” işleri tüm insanlar için önemlidir; <strong>ama özel gereksinimli bireyler için çok daha önemlidir.</strong><br />
Bazı ailelerin “Zaten evden çıkmıyor, güzel giyinse ne olacak?” diye düşündüğünü, hatta kişisel bakımı kolay olsun diye kızlarının saçını kısacık kestirdiğini görüyoruz.<br />
“Bu anlamaz, bu bilmez” mantığıyla hareket eden aileler, aslında çocuklarına farkında olmadan kötülük yapıyorlar. Çünkü onların da nasıl hissettiklerinden bihaberler.<br />
Biraz empati yaparsanız, ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız.<br />
Bu bakış açısı, biraz da eski Yeşilçam filmlerinden günümüze taşınmış yanlış bir öğretidir.</p>
<p>Neymiş, evdeki giysiler eskimesinmiş…<br />
Neymiş, kişisel bakım zormuş…<br />
Arkadaşlar, bırakın eskisin! Hatta eskidi diye sevinin. Çünkü insan bir şeyi <strong>eskitiyorsa, yaşıyor</strong> demektir; bir şeyi eskitecek kadar <strong>gücü var</strong> demektir.</p>
<p>Ayrıca kişisel bakım eğitimleri var. Geçtiğimiz yıllarda bir dermatoloji uzmanı arkadaşımla söyleşi yapmıştım. Ona “Sana özel gereksinimli bireyler geliyor mu?” diye sormuştum.<br />
Aldığım yanıt çok çarpıcıydı:<br />
<strong>“Tabii ki geliyor Onur! Hatta inan, özel gereksinimli bireyler kişisel bakımlarına standart bireylerden daha çok özen gösteriyorlar.”</strong></p>
<p>Aynı söyleşide arkadaşım bir cümle daha kurmuştu, o da hâlâ aklımda:<br />
“Bu hizmetler devlet tarafından yeterince desteklenmiyor, sadece çok az hastanede uygulanabiliyor.”<br />
Bu da aslında devlet kurumlarının bile konuya nasıl yüzeysel baktığının bir göstergesi değil mi?</p>
<p>İşte önce bu bakış açısını değiştirmemiz gerekiyor.<br />
Kişisel bakımın, güzel görünmenin, insanın kendini iyi hissettirecek giysiler giymesinin <strong>herkesin hakkı</strong> olduğunu kabul etmeliyiz.<br />
Buna göre uygulamalar üretmeli, insanlarımızı bilinçlendirmeliyiz.</p>
<p>Evet, farkındayım; ülkemizde ekonomik sıkıntılar var. İnsanlar yeni bir şey alırken zorlanıyor. Bu yüzden “hiçbir şey eskimesin” diye uğraşıyorlar.<br />
Ama eğer hiçbir şeyi eskitemiyorsanız, bir an durup kendinize şunu sorun:<br />
<strong>“Ben gerçekten yaşıyor muyum?”</strong><br />
Çünkü hayat her şeyi eskitir.<br />
Önemli olan, bir şeyi eskitirken <strong>keyif almak</strong>, kendini <strong>iyi hissetmektir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yazan:</strong> Onur Ustaoğlu<br />
<strong>Seslendiren:</strong> Özge Nur Dilber<br />
<strong>Bolçinin Katkılarıyla – Bolu Olay Gündem Gazetesi “Konuşan Yazılar”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendin-icin-yap%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0N%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAP%20%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendin-icin-yap%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0N%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAP%20%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendin-icin-yap%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0N%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAP%20%21" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendin-icin-yap%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0N%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAP%20%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendin-icin-yap%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0N%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAP%20%21" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fkendin-icin-yap%2F&amp;linkname=KEND%C4%B0N%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAP%20%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/kendin-icin-yap/">KENDİN İÇİN YAP !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/kendin-icin-yap/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLÜZYONA DİKKAT !</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/iluzyona-dikkat/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/iluzyona-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 21:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#AlgıYönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[#GerçekSorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[#İlüzyonaDikkat]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#OnurUstaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1914</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230; Sihirden, illüzyondan hoşlanır mısınız? Şimdi böyle sorunca biraz tuhaf oldu farkındayım, ancak ben çok severim. Benim <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.onurustaoglu.com.tr/iluzyona-dikkat/" title="İLÜZYONA DİKKAT !">[...]</a></p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/iluzyona-dikkat/">İLÜZYONA DİKKAT !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Özge Nur Dilber</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe loading="lazy" title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/MXFHSy5fZ78?si=Sh51GMDBnxB6kiUo" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p>Sihirden, illüzyondan hoşlanır mısınız? Şimdi böyle sorunca biraz tuhaf oldu farkındayım, ancak ben çok severim. Benim çocukluğumda hafta sonları televizyonlarda illüzyonist Sermet Erkin ve diğer illüzyonistler çıkar, gösteri yapardı. Ne güzel, keyifle izlerdik. Sonra dergiler, gazeteler eklerinde ufak sihirbazlık malzemeleri verirlerdi ve nasıl kullanılacaklarını anlatırlardı. O malzemeleri kartondan kesip zevkle oynardım, her zamanki gibi bir şeyler öğrenmeye çalışırdım.</p>
<p><strong>Şimdi belki de algı yönetimi konusunda iyi olmamda bu oyunlar bana yardımcı olmuştur. </strong>Biliyorsunuz, illüzyonistler en iyi algı yöneticileridir. Sizden bir yere bakmanızı isterler; eğer onların dediği yerlere bakarsanız, <strong>“ya bu nasıl oluyor?”</strong> diye düşünürsünüz. İllüzyon denilen sanat aslında bir algı yönlendirme işidir. <strong>İnsan algısı bir yere odaklandığında diğer yerlerde ne olduğunu anlayamaz. Bence illüzyon denilen sanatın temelinde bu vardır.</strong></p>
<p>Günümüzde insanların algısını yönlendirebilirseniz, onları belli davranışlara kolayca yöneltebilirsiniz. Bu yüzden birçok büyük şirkette ve yönetici dediğimiz insanların yanında ya da ekibinde mutlaka algı yönetim uzmanı bulunur. Böylece insanların ilgisini istedikleri yere çekebilirler. <strong>Hatta sosyal medyada kullanılan bazı algoritmalar, yani yazılımlar da bu algı yönetiminin bir parçasıdır. Dikkat ederseniz bize sürekli “sana şu lazım” diyerek çeşitli ürünler karşımıza çıkarılır.</strong></p>
<p>İsterseniz bu konuyu daha kapsamlı şöyle anlatabilirim. Siz hiçbir şeyden habersiz sabah evden çıktınız, ben de o günün akşamı sizinle bir oyun oynamayı planlıyorum. Mesela size 44 numaralı oyuncuyu seçtirmek istiyorum. Size gün boyu her yerde 44 yazısını gösteriyorum, tabii ki farkında olmadığınız şekillerde o oyuncunun resmini gösteriyorum. Her geçtiğiniz sokağa o oyuncunun resmini asıyorum. Siz bunları fark etmiyorsunuz ama beyniniz işliyor. Sonra dolaştığınız yerlerde içinde “44” geçen şarkılar çaldırıyorum. Böylece gün boyu farkında olmadan 44 numaralı oyuncu bilinçaltınıza işleniyor.</p>
<p>Akşam birlikte stadyumda maç izlerken ben oyunumu başlatıyorum ve size, “Hadi, kocaman stadyumda oyunculardan birini seç ve aklında tut” diyorum. Ben, “Senin seçtiğin oyuncuyu bileceğim” diye ekliyorum. Tabii siz <strong>“Olmaz ya, nasıl bilebilirsin?” </strong>diyorsunuz. Denemek için oyunu kabul ediyorsunuz. Zihniniz ve bilinçaltınız gün boyunca 44 numarayı gördüğü için, tabii ki koca stadyumda 44 numaralı oyuncuyu seçiyorsunuz. Ben de bildiğimde şaşırıyor ve <strong>“ Bu nasıl olur, sen benim aklımdan geçeni nasıl bildin?”</strong> diyorsunuz.</p>
<p>Bakın, algıyı yönlendirmek ve değiştirmek aslında bu kadar basit. <strong>Peki biz bunu neden toplumsal bakış açımızı ve bazı konulardaki algımızı değiştirmek için kullanmıyoruz? Mesela engellenen bireyler konusunda… Anlattığım örnekteki gibi başarılı olmuş engellenen bireyleri göstersek, insanlara anlatsak, engellenen bireylerin de başarılı olabileceğini, çalışabileceğini, onlara acıyarak bakılmaması gerektiğini bilinçaltına kazısak… Olabildiğince etraftaki engellerin kaldırılması gerektiğini söylesek… Sizce bakış açımızı değiştirmekte yardımcı olmaz mı?</strong></p>
<p>Bence kesinlikle olur. Ancak biz bu yöntemle bakış açımızı değiştirecek yerde çoğu zaman farklı gündemlerle meşgul oluyoruz. <strong>Mesela eğitim sistemindeki sorunları tartışacağımız yerde, yılların kaç yıl olacağı üzerinden uzun tartışmalar yapılıyor. Oysa asıl mesele, sistemin hangi biçimde olduğu değil, içinin nasıl doldurulduğu. Kaç kişi bu sistemden eşit şekilde yararlanabiliyor? Engellenenlerin eğitim hakkı ne durumda? İşte bu sorular çoğu zaman göz ardı ediliyor.</strong></p>
<p>Bakın arkadaşlar, belki çok farklı bir açıdan anlatmaya çalıştım konuyu. Ancak dediğim gibi, illüzyonistlerin odaklanmamızı istedikleri yerlere odaklanmayıp başka yönlere bakarsak; algımızı yönetmelerine izin vermezsek ve gerçek sorunlara odaklanırsak yaşadığımız birçok sorunu çözer, birçok engeli aşarız. Böylece daha mutlu ve daha özgür insanların olduğu bir ülkede yaşarız.</p>
<p>Yazan: Onur Ustaoğlu &#8211; Seslendiren: Özge Nur Dilber -Bolçinin Katkılarıyla, Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Filuzyona-dikkat%2F&amp;linkname=%C4%B0L%C3%9CZYONA%20D%C4%B0KKAT%20%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Filuzyona-dikkat%2F&amp;linkname=%C4%B0L%C3%9CZYONA%20D%C4%B0KKAT%20%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Filuzyona-dikkat%2F&amp;linkname=%C4%B0L%C3%9CZYONA%20D%C4%B0KKAT%20%21" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Filuzyona-dikkat%2F&amp;linkname=%C4%B0L%C3%9CZYONA%20D%C4%B0KKAT%20%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Filuzyona-dikkat%2F&amp;linkname=%C4%B0L%C3%9CZYONA%20D%C4%B0KKAT%20%21" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Filuzyona-dikkat%2F&amp;linkname=%C4%B0L%C3%9CZYONA%20D%C4%B0KKAT%20%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/iluzyona-dikkat/">İLÜZYONA DİKKAT !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/iluzyona-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O SINIFLARDA NELER OLUYOR !</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/o-siniflarda-neler-oluyor/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/o-siniflarda-neler-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 21:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#Çocuklarİçin]]></category>
		<category><![CDATA[#EğitimdeAdalet]]></category>
		<category><![CDATA[#KaynaştırmaEğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#ÖzelEğitim]]></category>
		<category><![CDATA[#ZorbalığaDurDe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaynaştırma sınıflarında çocuklar ve aileler neyle karşılaşıyor? Eğitimde yaşanan zorluklara ve çözüm yollarına ışık tutan bir yazı.</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/o-siniflarda-neler-oluyor/">O SINIFLARDA NELER OLUYOR !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Fatma Gül Demir</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe loading="lazy" title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/IAc5urfZFhU?si=VKg9i6SWDLBgEJHe" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p>Yıllar önce bir toplantıda tanıştığım bir ailenin küçük bir hikâyesi hâlâ aklımdadır. Yürüyüşü biraz farklı, öğrenmesi yaşıtlarına göre yavaş olan bir çocukları vardı. Kaynaştırma sınıfına devam ediyordu ama okul hayatı hiç de kolay değildi.</p>
<p>Sınıfta birkaç kez akran zorbalığına uğramış. Arkadaşlarından biri itmiş, diğeri küçümsemiş; kısacası kendisini güvende hissetmesi gereken yerde tam tersine incitilmiş.</p>
<p>Daha da üzücü olanı, sınıf öğretmeninin aileye söylediği şu sözlerdi:<br />
<strong>“Bu çocuğu alın, gidin. Yavaş öğreniyor, beni yavaşlatıyor. Ben yapamayacağım, özel eğitim veren bir yere gitmeli.”</strong></p>
<p>Oysa ailenin maddi imkânı böyle bir eğitimi karşılamaya uygun değildi. Bana ulaştılar. Önce arkadaşlarımı okula yönlendirdim, müdürle görüşüp durumu aktardılar. Ardından aileyle bir araya geldim. Özellikle annenin tavırları dikkatimi çekti; fazlasıyla korumacı ve çekingen biriydi. Çocuğun kendi başına yapabileceği en basit şeyleri bile onun yerine üstleniyor, bu da gelişimini engelliyordu.</p>
<p>Üniversitede özel eğitim okuyan bir arkadaşımdan rica ettim:<br />
“Çocukla ilgilenir misin?” dedim.<br />
“Tabii abi” diye yanıtladı.<br />
Ama ekledim: “Sadece çocukla değil, anneyle de sohbet et. Çünkü anne bu tutumunu değiştirmezse, çocuk da bağımsızlaşamaz.</p>
<p>Birkaç hafta boyunca bu destek sürdü. Çocukta gözle görülür gelişmeler başladı. Özgüveni arttı, derslere katılımı yükseldi. Bir gün sınıf öğretmeni hayretle aileye sordu:<br />
<strong>“Bu çocuğa siz ne yaptınız? Okuma yazmayı diğer çocuklar gibi öğrenmeye başladı!”</strong></p>
<p>Şimdi yazıya niye bu anıyla başladığımı merak ediyorsunuz değil mi? Bazıları da “Ne güzel bir iş yapmışsınız” diyordur. Evet, o gün için güzel bir iş başarmıştık ama siz de biliyorsunuz, aslında bu bizim değil, okulların yapması gereken bir işti. Okullar açılırken bu yaşadığım olayı hatırlatmak ve herkese birkaç soru sormak istedim.</p>
<p>Herkes eğitim deyince ister istemez işin maddi kısmına odaklanıyor: “Şu okul kaç para, bu okul kaç para, okullarda ücret alınıyor mu, eğitim iyi mi?” diye soruyor. Ben ise başka bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Ne kadar azalmış gibi görünse de ve çoğu zaman ses yükseltilmese de yukarıda anlattığım olaya benzer durumların kimi yerlerde hâlâ yaşandığını tahmin ediyorum.</p>
<p><strong>Neden mi? Gelin şöyle genel bir inceleme yapalım.<br />
</strong>Okullarımızda uygulanan eğitim sistemi ezberci ve hıza dayalı. Yani ne kadar hızlı ezberlersen o kadar iyi puan alıyorsun. Bu sistem öğretmenlere de “Hızlı olun, öğrencilerinize çabuk öğretin” diyor, yani onları buna mecbur bırakıyor. Maalesef kaynaştırma sınıflarında da eğitim bu şekilde ilerliyor. Öğretmen, kendisini yavaşlatacak unsuru kabul etmek istemiyor.</p>
<p>Ve bazen, yukarıda anlattığım o cümleyi kurmak zorunda kalıyor:<br />
“Bu çocuk beni yavaşlatıyor. Bunu alın, gidin.”<br />
Çünkü eğitimi öyle almış, özel gereksinimli bireyler hakkında çok az şey biliyor. Durum böyle olunca, sorunların ortaya çıkmaması mümkün olmuyor.</p>
<p>Buradan okuyan herkese, eğitim yılı başlarken birkaç soru sormak istiyorum:</p>
<ol>
<li><strong>Kaynaştırma sınıflarındaki öğretmenler, özel gereksinimli bireyler hakkında eğitimli mi? Sınıflarındaki öğrencilere, özel gereksinimli bireylerin de aralarında olabileceğini anlatıp onları hazırlayabiliyorlar mı?</strong></li>
<li><strong>Kaynaştırma sınıfına gelen özel gereksinimli öğrenciye, ihtiyaçlarına göre eğitim sağlanabiliyor mu?</strong></li>
<li><strong>Bu sınıflar, ara sıra okul yönetimi tarafından kontrol ediliyor mu? Dersler izleniyor mu?</strong></li>
</ol>
<p>Bakın arkadaşlar, kaynaştırma sınıfları çok önemli bir konu. Doğru uygulandığında insanlara dünyada farklı bireyler olduğunu ve onların da başarılı olabileceklerini öğreten bir sistem. O yüzden eğitimcilerimizi ve öğretmenlerimizi bu konuda destekleyelim. Gerekirse bu sınıflardaki öğretmenlerimize özel eğitim kursları düzenleyelim.</p>
<p>Eğitimin ve başarının ezberden ve hızdan ibaret olmadığını anlatalım. Rica ediyorum, şu eğitim sistemimizi ezbercilikten kurtaralım. Çünkü ezbercilik yaratıcılığın düşmanıdır. Ezberleyen bir insan hep aynı kalıpta düşünür. Farklı şeyler karşısına çıktığında bocalar.</p>
<p>Çünkü eğitim sadece bilgi aktarmak değil, aynı zamanda insanı insan yapan değerleri de öğretmektir. <strong>Eğer biz yaratıcı düşünmeyi, farklı pencerelerden bakmayı öğreten bir eğitim sistemi tasarlarsak ve buna göre eğitimciler yetiştirirsek, bugün yaşadığımız birçok sorunu yaşamayız.</strong></p>
<p>Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi: <strong>“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek gerekir.”</strong></p>
<p>Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Fatma Gül Demir – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fo-siniflarda-neler-oluyor%2F&amp;linkname=O%20SINIFLARDA%20NELER%20OLUYOR%20%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fo-siniflarda-neler-oluyor%2F&amp;linkname=O%20SINIFLARDA%20NELER%20OLUYOR%20%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fo-siniflarda-neler-oluyor%2F&amp;linkname=O%20SINIFLARDA%20NELER%20OLUYOR%20%21" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fo-siniflarda-neler-oluyor%2F&amp;linkname=O%20SINIFLARDA%20NELER%20OLUYOR%20%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fo-siniflarda-neler-oluyor%2F&amp;linkname=O%20SINIFLARDA%20NELER%20OLUYOR%20%21" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fo-siniflarda-neler-oluyor%2F&amp;linkname=O%20SINIFLARDA%20NELER%20OLUYOR%20%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/o-siniflarda-neler-oluyor/">O SINIFLARDA NELER OLUYOR !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/o-siniflarda-neler-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ELEŞTİREN ÇOK, ÜRETEN YOK</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/elestiren-cok-ureten-yok/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/elestiren-cok-ureten-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2025 21:36:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#EleştirenÇokÜretenYok]]></category>
		<category><![CDATA[#EngellenenBireyler]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#OnurUstaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[#ToplumdaFarkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[#YapıcıEleştiri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıkıcı eleştiriler değil, yapıcı destek üretimi artırır. Emek, anlayışla büyür. Engellenen bireyler için umut dolu bir çağrı...</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/elestiren-cok-ureten-yok/">ELEŞTİREN ÇOK, ÜRETEN YOK</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Özge Nur Dilber</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe loading="lazy" title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/e8vCk11OZ4w?si=eJk1MDbbaqR9qryx" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p>Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Yaptığı tablolar öylesine beğenilirmiş ki halk ona “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Celere adını vermiş. Ama herkes onu kısaca Ranga Guru diye bilirmiş. Ranga Guru’nun yetiştirdiği öğrenciler arasında, Racici adında genç bir ressam da varmış. Racici eğitimini tamamladığında, tüm emeğini ve yeteneğini ortaya koyduğu son tablosunu alıp hocasına götürmüş: “Hocam, bu benim en iyi çalışmam. Değerlendirmenizi istiyorum,” demiş.</p>
<p>Ranga Guru tabloya şöyle bir bakmış: “Artık sen de bir ressamsın, Racici. Ama bundan sonra eserlerini halk değerlendirecek,” demiş ve devam etmiş: <strong>“Bu resmi şehrin en kalabalık meydanına götür. En görünür yere koy. Yanına bir kırmızı kalem bırak ve bir not iliştir: Beğenmediğiniz yerlere çarpı koyunuz.”</strong> Racici, hocasının dediğini yapmış. Birkaç gün sonra meydana gittiğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşamış. Tablosu neredeyse tamamen çarpılarla dolmuş. Her yeri kırmızı işaretlerle kaplanmış, adeta emeği görünmez olmuş. Üzgün bir şekilde resmi alıp hocasına dönmüş: “Çok üzgünüm, hocam. Bütün emeğim yerle bir oldu,” demiş.</p>
<p>Ranga Guru gülümseyerek şöyle demiş: “Üzülme. Yeni bir tablo yapmanı istiyorum. <strong>Ama bu sefer, aynı meydana tabloyla birlikte çeşitli renklerde yağlı boyalar, birkaç fırça ve bir not daha bırak: Beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz.” </strong>Racici yeniden bir tablo yapmış ve hocasının dediği gibi tabloyu meydana bırakmış. Günler sonra meydana geldiğinde büyük bir şaşkınlık yaşamış. Resim yerli yerinde duruyormuş. Ne fırçalar kullanılmış ne de boyalara dokunulmuş. Tablosuna hiçbir müdahale olmamış. Sevinçle hocasına koşmuş: “Hocam! Kimse tabloya dokunmamış. Bu kez kimse düzeltmeye cesaret edememiş!”</p>
<p>Ranga Guru gözlerinin içiyle gülümsemiş: “Bak Racici… İlk seferinde insanlara sadece eleştirme hakkı verdin ve neyle karşılaştığını gördün. Hayatında fırça tutmamış insanlar bile gelip emeğini karaladı<strong>. Ama ikinci kez, onlardan eleştirdiklerini düzeltmelerini istedin. Bilmedikleri bir konuda yapıcı olmaya kimse yanaşmadı. Cesaret edemediler. Ve unutma: Usta olmak bazen yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin kıymetini, ne yaptığını bilmeyenlerden bekleme. Onlar için senin yaptıklarının hiçbir anlamı yoktur. Sakın emeğini kıymet bilmeyenlere sunma. Ve asla bilmeyenlerle tartışma…”</strong></p>
<p>Yazıya, okuduğum bir kitapta karşıma çıkan bu anlamlı öyküyle başlamak istedim. Umarım beğenmişsinizdir. Ben okuduğumda biraz duraksadım, düşündüm. Çünkü aslında her insanın hayatında emek verdiği bir şeyler vardır. Ama günümüzde, tıpkı öyküde olduğu gibi, emeklerimizi anlamayan kişilere gösterdiğimizde bir çırpıda “çarpı” yiyebiliyoruz. Bu da haliyle insanın moralini darmadağın eden bir şey.</p>
<p>Çoğu insan, yapacaklarından veya yeteneklerinden; kıymet bilmeyen, bilgisiz insanların olumsuz tavırları ya da yorumları yüzünden vazgeçiyor. “Boşuna emek verdim” diye düşünüyor. Oysa bu, bence yapılan en büyük hata. Çünkü eğer bir gün bu dünyayı birileri kurtaracaksa, o kişiler bir şeylere emek veren, bilgili, üretken insanlar olacak. Çok konuşan, her şeye bahane bulan ama hiçbir şey yapmayan, hiçbir şey üretmeyen insanlar değil.</p>
<p><strong>Bir de şu var: Günümüzde insanlar, yavaş yavaş yapıcı eleştiri yapmayı da unutuyor. Hep bir şeyleri yıkmak istiyoruz. İ</strong>şte bu tavır, en çok da engellenen bireyleri etkiliyor. Şimdi düşünelim: Engellenen bir birey, farklılıkları sebebiyle çoğu zaman yaptığı işleri biraz yavaş yapar. Ama siz ona, “Niye böyle yapıyorsun? Bak, Ahmet seni geçti,” derseniz, yaptıklarını beğenmez, hatta onun elinden işi alıp kendiniz yapmaya kalkarsanız, onun kazanacağı zaferi elinden alırsınız. Motivasyonunu kırar, bir şeyler üretmesine engel olursunuz.</p>
<p>Bakın, şunda anlaşalım: İnsan dediğimiz varlık, bir şeyler ürettikçe mutlu olur, bir şeyler ürettikçe kendine güvenir. Eğer çevrenizde engellenen bireyler varsa, ne olur hep yapıcı olun. Olumsuz konuşan insanları, onlardan uzak tutmaya çalışın<strong>. “Onur yazı yazıyor, sen de yaz.” “Özge seslendirme yapıyor, sen de yap,”</strong> diye kıyaslamayın. Belki onun başka bir yeteneği vardır. O yeteneği ortaya çıkarmasına izin verin, yardımcı olun.</p>
<p><strong>Ben inanıyorum: Eğer yıkıcı eleştirilerin ve boş konuşmaların yerini yapıcı sözler alırsa, engellenen bireylerin arasından dünyaca ünlü bilim insanları, sanatçılar çıkabilir.</strong></p>
<p>Yazan Onur Ustaoğlu – Seslendiren Özge Nur Dilber – Bolçi nin katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan yazılar</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Felestiren-cok-ureten-yok%2F&amp;linkname=ELE%C5%9ET%C4%B0REN%20%C3%87OK%2C%20%C3%9CRETEN%20YOK" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Felestiren-cok-ureten-yok%2F&amp;linkname=ELE%C5%9ET%C4%B0REN%20%C3%87OK%2C%20%C3%9CRETEN%20YOK" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Felestiren-cok-ureten-yok%2F&amp;linkname=ELE%C5%9ET%C4%B0REN%20%C3%87OK%2C%20%C3%9CRETEN%20YOK" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Felestiren-cok-ureten-yok%2F&amp;linkname=ELE%C5%9ET%C4%B0REN%20%C3%87OK%2C%20%C3%9CRETEN%20YOK" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Felestiren-cok-ureten-yok%2F&amp;linkname=ELE%C5%9ET%C4%B0REN%20%C3%87OK%2C%20%C3%9CRETEN%20YOK" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Felestiren-cok-ureten-yok%2F&amp;linkname=ELE%C5%9ET%C4%B0REN%20%C3%87OK%2C%20%C3%9CRETEN%20YOK" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/elestiren-cok-ureten-yok/">ELEŞTİREN ÇOK, ÜRETEN YOK</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/elestiren-cok-ureten-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖNYARGILAR HAYAT KURTARMAZ !</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/onyargilar-hayat-kurtarmaz/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/onyargilar-hayat-kurtarmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2025 21:15:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#EmpatiŞart]]></category>
		<category><![CDATA[#EngelleriAş]]></category>
		<category><![CDATA[#GerçekCesaret]]></category>
		<category><![CDATA[#KonforAlanındanÇık]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#ÖnyargılarHayatKurtarmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tekerlekli sandalyedeki Emre, önyargılara meydan okuyor. Gerçek cesaret nedir, birlikte düşünelim.</p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/onyargilar-hayat-kurtarmaz/">ÖNYARGILAR HAYAT KURTARMAZ !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">Yazıyı <strong>Özge Nur Dilber</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe loading="lazy" title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/_HdNYqsirzQ?si=zZfcUCvc0jUMDA1M" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p>Geçen hafta kaleme aldığım bir yazı öyküsünü sizinle paylaşmış, öyküyü en heyecanlı  yerinde keserek bir şeyleri düşünmenizi istemiştim. Ayrıca, <strong>“Devamını birlikte şekillendirelim,” </strong>diyerek sizlerden mesaj ve yorum beklemiştim. <strong>Birçok mesaj geldi. Düşünen, yazan, bana eşlik etmeye çalışan herkese çok teşekkür ederim.</strong></p>
<p>Gelen yorumlarda genellikle, öyküdeki genç kız boğulurken selfie ve video çeken, sadece konuşan kumsaldaki insanlara tepki göstermişsiniz. “Böyle olmamalı,” demişsiniz. Haklısınız. Ancak öyle bir çağda yaşıyoruz ki sosyal medya neredeyse hepimizi esir almış durumda. İnanın, bazı insanlar bir hayat kurtarmak yerine selfie çekmeyi, internette canlı yayın açmayı tercih ediyor. Bazı insani refleksler zamanla yok olmaya başlıyor. Bu da hiç iyi bir şey değil, çünkü <strong>hayat sosyal medyada yaşanmıyor.</strong></p>
<p>Bazı okuyucular da <strong>öyküdeki karakterimiz Emre’nin suya atlayarak kızı kurtarmaya gitmesine takılmış: “Neden o gitti?”, “Hayatını tehlikeye attı, orada cankurtaran yok muydu?”</strong> diye sormuşsunuz. Beni yani yazarı köşeye sıkıştırmak için böyle söylediğinizi biliyorum. Ama açıklayayım da rahatlayın<strong>: O gün cankurtaran arkadaş biraz rahatsızdı. O sırada lavabodaydı ve o an müdahale edemedi.</strong> Bu yüzden Emre, tereddüt etmeden tekerlekli sandalyesinden suya atlayıp kızı kurtarmaya gitti. Umarım bu açıklama sizi tatmin etmiştir.</p>
<p>Bunlar dışında <strong>“Plajlarda engellenen bireyler için giyinme-soyunma kabinleri ve diğer kolaylıklar var mı?”</strong> diye soran ya da bu konuda bilgisi olan pek çıkmadı<strong>. Bakın arkadaşlar… Bazı illerimizde engellenen bireyler için özel plajlar var. Ama sadece plaj yapmak yetmiyor. Bu plajlarda eğitimli görevliler bulunmalı ve destek sağlanmalı. Ancak bu da yeterli değil. Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve 5378 sayılı Engelliler Kanunu gereğince, kamuya açık alanlarda erişim hakkı bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Bu nedenle sadece “Engelliler Plajı” gibi sınırlı uygulamalarla kalmayıp, tüm belediye plajlarında erişilebilirliği artırmak için adımlar atılmalıdır.</strong></p>
<p>Bu bilgiyi de verdikten sonra… Haydi, yavaş yavaş öykümüze geri dönelim.</p>
<p>Emre, bir koluyla kızın başını suyun üstünde tutarken, diğer koluyla dalgaları yararak kıyıya doğru ilerliyordu. Güçlüydü ama bu, kolay olduğu anlamına gelmiyordu. Yorgundu, kolları yanıyordu, nefesi sıklaşıyordu. Yine de bir an bile vazgeçmedi. Sonunda, karaya birkaç metre kala birinin sesi duyuldu: “Yardım edelim!”</p>
<p>Sahilden birkaç kişi suya girip ikisine de destek oldu. El birliğiyle Emre ve kız kıyıya çıkarıldılar. Emre, kumun üzerine oturur oturmaz nefes nefese kıza yöneldi. Kız hareketsizdi. Emre, hemen başını yana çevirip nefesini kontrol etti. Göğsü inip kalkıyordu ama çok yavaştı. Zaman kaybetmeden karnına hafifçe bastırdı. Kızın yuttuğu sular ağzından boşaldı. Öksürmeye başladı. Ardından kız gözlerini araladı. Önce gökyüzünü, sonra kalabalığı gördü… En son da Emre&#8217;yi.</p>
<p>Göz göze geldiler. O an, denizin gürültüsü, insanların uğultusu, her şey sustu sanki. Zaman yavaşladı. Kızın bakışlarında minnetle karışık bir şaşkınlık vardı. Emre ise hem yorgun, hem sakindi. Ama o bakış… Sanki bir şeyler geçmişti aralarında. Sözsüz ama güçlü. Bir kıvılcım gibi.</p>
<p>Tam o anda sahildeki sessizlik alkışlarla bozuldu. Önce biri, sonra diğeri… Ardından kumsaldaki onlarca insan hep bir ağızdan:</p>
<p><strong>— “Helal olsun çocuğa! ‘Engelliyim, yapamam’ demedi, kızı kurtardı!”</strong></p>
<p><strong>— “Gerçek kahraman bu işte!”</strong></p>
<p>Emre utanarak başını eğdi. Alkışlara değil, göz göze geldiği o bakışa takılı kalmıştı. Kızın elinin Emre’nin koluna hafifçe dokunuşuyla birlikte sahildeki alkışlar azaldı. Bazıları gözlerini kaçırdı. Çünkü bir gerçeği yeni fark etmişlerdi:</p>
<p>Bir tekerlekli sandalyedeydi evet… Ama kimsenin yüreğinde olmayan cesaret, o sandalye üzerindeki gençte vardı. Kurtardığı kişi, hayatına dair ön yargıları belki o gün orada boğdu.</p>
<p>İşte böyle sevgili arkadaşlar… <strong>Kahraman olmak için yürüyebilmek gerekmiyor. Görünenle değil, görmediğimizle yüzleşmemiz gerekiyor. Emre&#8217;nin cesareti, sadece denize değil; hayata, önyargılara ve ihmale karşıydı. Peki biz, kendi konfor alanımızdan çıkmaya ne kadar hazırız?</strong></p>
<p><strong>Ben bu kadar yazdım. Açıkçası sizleri düşündürerek amacıma ulaştım diyebilirim.</strong></p>
<p><strong>Gerisi… Bakmakla görmek arasındaki farkı fark edenlerde saklı.</strong></p>
<p>Gelecek hafta başka bir konuyla görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
<p>Yazan: Onur Ustaoğlu- Seslendiren: Özge Nur Dilber &#8211; Bolçi’nin Katkılarıyla. Bolu Olay Gündem Gazetesi – Konuşan Yazılar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonyargilar-hayat-kurtarmaz%2F&amp;linkname=%C3%96NYARGILAR%20HAYAT%20KURTARMAZ%20%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonyargilar-hayat-kurtarmaz%2F&amp;linkname=%C3%96NYARGILAR%20HAYAT%20KURTARMAZ%20%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonyargilar-hayat-kurtarmaz%2F&amp;linkname=%C3%96NYARGILAR%20HAYAT%20KURTARMAZ%20%21" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonyargilar-hayat-kurtarmaz%2F&amp;linkname=%C3%96NYARGILAR%20HAYAT%20KURTARMAZ%20%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonyargilar-hayat-kurtarmaz%2F&amp;linkname=%C3%96NYARGILAR%20HAYAT%20KURTARMAZ%20%21" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fonyargilar-hayat-kurtarmaz%2F&amp;linkname=%C3%96NYARGILAR%20HAYAT%20KURTARMAZ%20%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/onyargilar-hayat-kurtarmaz/">ÖNYARGILAR HAYAT KURTARMAZ !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/onyargilar-hayat-kurtarmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAZEN İZLEMEK YETMEZ !</title>
		<link>https://www.onurustaoglu.com.tr/bazen-izlemek-yetmez/</link>
					<comments>https://www.onurustaoglu.com.tr/bazen-izlemek-yetmez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 21:15:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#BazenİzlemekYetmez]]></category>
		<category><![CDATA[#Emre’ninHikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[#EngelleriAşmak]]></category>
		<category><![CDATA[#KonuşanYazılar]]></category>
		<category><![CDATA[#PlajdaFarkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[#SessizKahraman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.onurustaoglu.com.tr/?p=1878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Engelli birey Emre’nin plajda yaşadığı beklenmedik kahramanlık anı, izleyenle harekete geçen arasındaki farkı sorgulatıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/bazen-izlemek-yetmez/">BAZEN İZLEMEK YETMEZ !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="&lt;p"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;">0-Yazıyı <strong>Fatma Gül Demir</strong>’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın&#8230;</span></span></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: medium;"> <iframe loading="lazy" title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/RzlW361VhDA?si=fqMNfQXY9Jpnryjn" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></span></span></span></span></p>
<p>Her yaz olduğu gibi Emre’ler yazlığa gitmişti. Sabah güneş yeni uyanırken, deniz kıpırtısızken, insanlar henüz telefon ekranlarından kopmamışken… Emre çoktan kumsaldaydı<strong>. Tekerlekli sandalyesine, kumda rahat ilerleyebilmesi için iş makinesi paletlerine benzer özel aparatlar takmıştı. </strong>Sessizce gelir, denizin sesine karışarak gözden kaybolurdu. Gören pek yoktu. Merak eden ise neredeyse hiç… O, yıllardır suyla dost olmuştu. Suyun içinde yürüyemediği yolları kulaçlarla geçiyor, her dalgada biraz daha kendine kavuşuyordu.</p>
<p>Ama o gün işler biraz farklıydı. Emre, sabah erken saatlerde kimse yokken denize girip çıkmış, şimdi ise sandalyesinde oturmuş güneşin tadını çıkarıyordu. Öğleye doğru plaj iyice kalabalıklaşmıştı. Dondurmacı sesleri, güneş kremi kokusu, çığlık atan çocuklar&#8230; Hemen yanına birkaç şezlong kurulmuştu. <strong>Onlardan birine genç ve güzel bir kız geldi. Şezlonga otururken hafifçe gülümsedi: “Affedersiniz, burası boş değil mi? Oturabilir miyim?” Emre karşılık verdi: “Tabii, boş. Hatta isterseniz sandalyemi biraz geri çekeyim.” Kız elini kaldırıp itiraz etti: “Yok yok, siz yerinizi bozmayın. Ben hallederim,” dedi</strong> ve şezlongun diğer tarafından yerleşti. Biraz güneşlendikten sonra denize girdi.</p>
<p>Emre ise toparlanmak üzereydi ki&#8230; <strong>Denizden bir çığlık yükseldi.</strong> Ama bu kez oyun değil, gerçek bir “İmdat!” sesiydi. Emre başını kaldırdı. Uzaklarda birisi çırpınıyordu. Gözden kayboluyor, yeniden çıkıyor, suya batıp çıkıyordu. Plaj doluydu ama kimse yerinden kıpırdamadı. <strong>Kimi, “Şaka mı bu?” dedi. Kimi, “Niye o kadar açılmış ki zaten?” diye söylenip omuz silkti. Bazıları ise telefonlarını çıkarıp video çekmeye başladı. Selfie çekenler bile oldu</strong>.</p>
<p>Emre dayanamadı. Tekerlekli sandalyesini ağır ağır denize sürdü. Kumda batmayan özel aparatı sayesinde rahatça ilerleyebiliyordu. Aracı gidebildiği yere kadar sürdü. Sonra ani bir hareketle kendini suya bıraktı. <strong>Şaşkınlık ve fısıltılar aynı anda yükseldi: “Ne yapıyor o ya?”, “Yürüyemiyor ki, nasıl kurtaracak?”, “Kendini riske atıyor, biri durdursun!”, “Bir kahramanlık hevesi eksikti zaten&#8230;”</strong> Emre duymadı ya da duydu ama aldırmadı. <strong>Yıllardır kullandığı tekerlekli sandalye sayesinde kolları oldukça güçlüydü. </strong>Hızlı ve kararlı kulaçlarla kadına ulaştı. Yardım isteyenin, az önce “Burası boş mu?” diye soran güzel kız olduğunu gördü. Bir koluyla onun başını suyun üstünde tutarken, diğer koluyla yüzmeye devam etti.</p>
<p>Ve sonra&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, bu yazıya kendi yazdığım küçük bir öyküyle başlamak istedim. Biliyorum, en heyecanlı yerinde kesince bazılarınız kızıyor ama azıcık merak iyidir. Hem düşündürür, hem de sorular sordurur. Biliyorsunuz yaz geldi. Plajlara gidilecek, denizlere girilecek. <strong>Peki, bu anlattıklarımın ne kadarının farkındayız? Gittiğiniz plaj, tekerlekli sandalye kullanıcılarına uygun mu? Ya da en basitinden, soyunma-giyinme kabinlerini bir engelli birey rahatça kullanabiliyor mu?</strong></p>
<p>Zor sorular farkındayım. Belki de bugüne kadar hiç dikkat etmediğimiz ayrıntılar. Ama biraz empatiyle, bu detayların bir başkasının hayatını ne kadar zorlaştırdığını anlayabiliriz. Belki de bu yüzden kumsallarda engellenen bireyleri pek göremiyoruz. Ve öyküdeki gibi, tek başına denize girip birini kurtarabileceğine inanmıyoruz. Okurken içinizden bir ses, <strong>“Emre denize atlamakla hata etti,” dedi mi?</strong> Peki o hâlde, gelin bu yaz öyküsünü haftaya birlikte şekillendirelim: <strong>Emre, kızı kurtarabilecek mi? Kumsalda yorum yapanlar, selfie çekenler… Emre yerine başka biri atlamış olsaydı, yine aynı şeyleri mi söylerdi? Emre kızı karaya çıkartırsa, suni teneffüs yapacak mı? Peki kız gözlerini açtığında ilk kimi görecek?</strong></p>
<p>Biliyorum, son soru biraz esprili oldu. Ama olsun, gülümsetmeden bırakmak istemedim. Yorumlarınızı, mesajlarınızı ve maillerinizi bekliyorum. Bu öyküyü birlikte tamamlayacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yazan: Onur Ustaoğlu &#8211; Seslendiren: Fatma Gül Demir &#8211;  Bolçi’nin Katkılarıyla &#8211;  Bolu Olay Gündem Gazetesi – Konuşan Yazılar…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbazen-izlemek-yetmez%2F&amp;linkname=BAZEN%20%C4%B0ZLEMEK%20YETMEZ%20%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbazen-izlemek-yetmez%2F&amp;linkname=BAZEN%20%C4%B0ZLEMEK%20YETMEZ%20%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_threads" href="https://www.addtoany.com/add_to/threads?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbazen-izlemek-yetmez%2F&amp;linkname=BAZEN%20%C4%B0ZLEMEK%20YETMEZ%20%21" title="Threads" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbazen-izlemek-yetmez%2F&amp;linkname=BAZEN%20%C4%B0ZLEMEK%20YETMEZ%20%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_telegram" href="https://www.addtoany.com/add_to/telegram?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbazen-izlemek-yetmez%2F&amp;linkname=BAZEN%20%C4%B0ZLEMEK%20YETMEZ%20%21" title="Telegram" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.onurustaoglu.com.tr%2Fbazen-izlemek-yetmez%2F&amp;linkname=BAZEN%20%C4%B0ZLEMEK%20YETMEZ%20%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p>The post <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr/bazen-izlemek-yetmez/">BAZEN İZLEMEK YETMEZ !</a> appeared first on <a href="https://www.onurustaoglu.com.tr">Onur Ustaoğlu Proje ve Eğlence Merkezi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.onurustaoglu.com.tr/bazen-izlemek-yetmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
