Yazıyı Fatma Gül Demir’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…
Bir şeyi yapamayınca hiç uğraşmadan “olmuyor” diye vazgeçenlerden misiniz, yoksa sonuna kadar uğraşıp bir şekilde istediğinizi alanlardan mı? Sizi bilmiyorum ancak ben bir şey olmadı mı, kolay kolay vazgeçmem. Beni tanıyanlar şimdi hafif gülümseyerek “Onur, sen inatçı bir insansın biliyoruz” diye takılacaktır. Ne yapayım, ben böyleyim; bir şeylerden kolayca vazgeçmeyi sevmiyorum.
Galiba bu, benim en belirgin özelliklerimden biri. Bana öyle geliyor ki bugün başarabildiğim birçok şey bu inadımdan ve vazgeçmemek huyumdan geliyor. Çünkü konu ne olursa olsun vazgeçmeyince başarı mutlaka geliyor. Bakın, bunu yıllar önce yaşadığım bir anıyla isterseniz anlatayım.
Yazarlık ve gazeteciliğe başladığım ilk yıllardı. Sosyal sorumluluk projeleri, toplantılar derken fiziksel olarak engellenen bir arkadaşımın hayallerini dinledim. Bu arkadaşımın dünyası Galatasaray’dı; takımla üzülüp takımla seviniyordu. O dönem Galatasaray için yeni stat yapılmış, takım orada oynamaya yeni başlamıştı.
Arkadaşımın en büyük hayali, o yeni statta bir Şampiyonlar Ligi maçını canlı izlemekti. Ama biletlerin pahalı olması yüzünden bu hayalini gerçekleştirememişti. Bunu duyunca arkadaşlarımı toplayıp “Ya, biz bir şey yapamaz mıyız? Bir düşünelim.” dedim ve sponsor aramaya başladık. Tabii arkadaşımıza bir şey söylemiyoruz; sosyal medyayı da tam kullanamıyoruz. Çünkü görürse ve başaramazsak hayal kırıklığı yaşamasını istemiyoruz.
Bir yandan zaman geçiyor, maç yaklaşıyor, biletler tükenmek üzere. Maça bir hafta kaldı, hâlâ yol alamadık. Arkadaşlarımın çoğu “Onur, galiba bu iş olmayacak.” diyerek çalışmayı bıraktı. Ama ben “Bu iş olacak.” deyip duruyorum ve bulabildiğim her yolu denemeye devam ediyorum. Bu arada yanımdakiler de “Onur artık bırak, başka şeylere bakalım.” diyerek beni vazgeçirmeye çalışıyor.
Derken maça 4 gün kala bir şekilde Galatasaray Spor Kulübü Başkanı’na ulaştım. Bir arkadaşımla birlikte durumu anlattık. Başkan “Benden haber bekleyin.” dedi. Maça 4 gün kalmış, biz gerginlikten nefes alamıyoruz. Neyse… İki gün sonra başkan geri dönüş yaptı: “Bu arkadaş benim misafirim olarak geliyor ve maçı statta izliyor.” dedi.
Bu haberi alınca “Oh!” dedim. Şimdi en zevkli kısmı kalmıştı: Hayalini gerçekleştireceğimiz arkadaşımıza söylemek. Hemen bir sohbet ayarladık. Sohbet sırasında “Hazırlan, iki gün sonraki maça seni Galatasaray Başkanı bekliyor.” dedim. “Ya abi dalga geçme.” dedi. “Dalga geçmiyorum.” dedim ve yanımdaki arkadaşı göstererek ekledim: “İnanmazsan ona sor.”
Yanımdaki arkadaşım da gülümseyerek “Doğru söylüyor, hazırlan. Maça gidiyorsun; biletler bende.” dedi.
Bu konuşmadan sonra arkadaşım “Nasılsın?” dedim.
“Vallahi tüm yorgunluğum geçti, stresim de gitti. Ama sen olmasan ben bırakmıştım. Olmuyor diye vazgeçmiştim. İyi ki vazgeçmedin, iyi ki inatçısın.” dedi.
Bakın… Ben yapamıyorum diye vazgeçseydim bu kadar güzel bir anı olur muydu? En önemlisi, bir insanın hayali gerçeğe dönüşür müydü?
İşte bu yüzden bir şeyi çok istiyorsanız, her yolu denemeden vazgeçmeyin. Evet, maddi gücünüz olmayabilir. Hatta engellenen biri olabilirsiniz ama hayalleri gerçekleştirmek için yapmanız gereken şey; inatla mücadele etmek, “olmuyor” diye bırakmamaktır.
Unutmayın, mücadele ederken bazen yanınızda kimse olmayabilir. Hatta sizi ‘olmuyor artık, vazgeç’ diyerek yolunuzdan döndürmeye çalışanlar da olabilir. Ancak bir ok hedefe giderken onu yolundan çevirmek isteyen rüzgârlar da çıkar, önüne düşüp hızını kesmeye çalışan yağmur damlaları da… Ama ok yine de hedefine doğru gitmeye devam eder. Sizin de yapmanız gereken tam olarak bu: hayal etmekten ve mücadele etmekten vazgeçmemek.
Yazan : Onur Ustaoğlu – Seslendiren : Fatma Gül Demir – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…
Bir yanıt bırakın