Söyleşiyi dinlemek için videoyu çalıştırın…
Yine yanımda değerli bir konuğumuz var.
Fenomen Medya Akademi’nin kurucusu ve yöneticisi sevgili Fundagül Demirkazan bugün bizlerle.
Söyleşimize başlıyoruz.
Onur:
Fundagül, seni ben yakından tanıyorum; ancak okuyucularımız için kısaca kendini tanıtabilir misin?
Fundagül:
Onur, aslında beni en iyi sen biliyorsun; yerinde duramayan, hep “daha başka neler yapabilirim?” diye düşünen, işine aşık biriyim. Yayıncılık mutfağından gelip bugün Fenomen Medya Akademi’nin kuruculuğuna uzanan bu yolculukta tek bir pusulam vardı: bilgiyi herkes için ulaşılabilir kılmak.
Disleksi eğitmeni olarak okuma güçlüğü yaşayan çocuklara özel teknikler geliştiriyorum; anlayarak hızlı okuma alanında çocukların hem hızlarını hem de anlama becerilerini birlikte güçlendirmeyi hedefliyorum. Eğitim koçluğu yapıyor, öğrenme sürecini kalıcı başarıya dönüştürmeye odaklanıyorum.
Aynı zamanda 8 çocuk kitabı bulunan bir yazarım. Dört yıl boyunca büyük bir yayınevinde yöneticilik yaptım ve 11 yıldır eğitim sektörünün içindeyim. Ama bütün bu unvanların ötesinde, bu yolu bizzat yürümüş bir anne olarak buradayım. Öğrenmenin ne kadar zor olabileceğini yaşayarak görmüş, bu yüzden de yaptığım işi kişisel bir mesele hâline getirmiş biriyim.
Onur:
Fenomen Medya Akademi’nin kurucusu olarak sorayım:
Fiziksel erişimin başlı başına bir engel olduğu durumlarda, uzaktan eğitimin çocuklar için en büyük kazanımı sence ne?
Fundagül:
Onur, bu gerçekten çok önemli bir konu. Fiziksel engeller veya mesafeler, bir çocuğun dünyasını kısıtlar; ona istemeden de olsa “senin sınırın burası” mesajı verir. Uzaktan eğitimin en büyük yeniliği, bu sınırları odanın duvarlarına kadar itebilmesidir. Çocuk, o gün dışarı çıkamasa bile dünyanın en iyi öğretmenine ulaşabildiğinde, zihnindeki “mekân kaderdir” algısı kırılır. Fiziksel engelleri aşmak için harcayacağı sınırlı enerjiyi doğrudan merakına ve öğrenmeye yönlendirir.
Bu, sadece bilgi edinmekle kalmaz; aynı zamanda “Ben de bu dünyanın bir parçasıyım” deme özgürlüğünü de sağlar. Hem özgürlük sunar hem de zaman kaybını ortadan kaldırır. Eğer öğrenci–öğretmen iletişimi iyi olursa başarı oranı artar.
Onur:
Ben uzaktan eğitimin geleceğin sistemi olduğunu sık sık yazılarımda ve yaptığım işlerde dile getiriyorum.
Bu anlamda sen disleksili bir çocuk annesisin ve bu süreci birebir yaşamış birisin.
Klasik eğitim sisteminde seni en çok zorlayan nokta neydi ve bu deneyim bugün Fenomen Medya Akademi’de yaptığın çalışmaları nasıl etkiledi?
Fundagül:
Onur, bu soruyu sorarken bile geçmişe geri döndüm… Klasik sistemin benim için en yıpratıcı ve kırıcı yanı, oğlumun ruhsuz bir “tek tip başarı” kalıbına sokulmaya çalışılmasıydı. Onun pırıl pırıl, üç boyutlu düşünen ve görsel odaklı bir zihni var; hazine değerinde yeteneklere sahip. Ancak sistem ona her gün “sen yavaşsın, sen yetersizsin” mesajını iletiyordu.
Oysa sorun çocuğumda değil, sistemin katılığındaydı. Mevcut sistem, disleksili bireylere kesinlikle uygun değil. Onlar adeta ötekileştirilmiş durumda. Yani engelli desen engelli değil, normal desen normal değil; bir yere yerleştirilememiş bireyler.
Bu nedenle akademideki her şeyi o “duvarları” yıkmak için tasarladım. Görselin gücünü ön plana çıkardım; çünkü disleksiye sahip bir çocuk için metin bir engelken, video ve etkileşim bir kapı açar. O günkü çaresizliğim, bugün akademideki çocukların “kendi dillerinde” öğrenebileceği bir özgürlük alanına dönüştü.
Onur:
Yayıncılık geçmişin de var; hatta Hayatın Kesişme Noktaları kitabında editör olarak birlikte çalıştık.
(Bu süreçte seni biraz zorlamış olabilirim ama ortaya güzel bir iş çıktığını düşünüyorum.)
Yıllarca metinle çalışmış biri olarak sorayım:
Çocukların “okuduğunu anlamakta” zorlanması sence bir kapasite sorunu mu, yoksa metnin ve anlatımın yanlış kurulmasından mı kaynaklanıyor?
Fundagül:
O günler beni zorladığında aslında bana çok şey kattın Onur, iyi ki de zorlamışsın. Bu konuda son derece gururluyum ve asla pişman değilim; aksine bu süreci keyifle yaşadım.
Dürüst olalım, sorun kesinlikle çocukların kapasitesiyle ilgili değil. Asıl mesele, biz yetişkinlerin bilgiyi sunma şeklimizdeki sıkıcılık ve hantallık. Bilgiyi öyle ağır bir şekilde paketliyoruz ki çocuklar o paketi açmak istemiyor.
Doğru kelimeleri seçip onu hayatın içinden bir hikâyeyle bağladığında, anlamayan çocuk kalmaz. Eğer bir çocuk okuduğunu anlamıyorsa, bu metin onun kalbine ya da merakına hitap etmiyor demektir. Suç çocukta değil; heyecan uyandıramayan anlatıcıda ya da ona doğru yöntemi öğretmeyenlerdedir.
Ben bunları başardım ve başarmaya devam ediyorum. Keşke imkânın olsa da derslerime gelip görebilsen; onların sevgi dolu mutluluğunu, gülüşlerinden gözlerine yansıyan huzuru görmen gerek.
Onur:
Disleksili çocuklar için zaman baskısının ortadan kalkması, uzaktan eğitimde gerçek bir avantaj mı; yoksa beraberinde başka zorluklar da getiriyor mu?
Fundagül:
Sınıftaki o “herkes bitirdi, ben hâlâ ilk satırdayım” korkusu disleksili bir çocuğu kilitleyebilir. Uzaktan eğitimdeki “duraklat ve tekrar izle” tuşu, bu çocuklar için gerçekten bir can simidi.
Bu büyük bir avantaj. Ancak dürüst olmak gerekirse beraberinde bir zorluk da getiriyor: öz disiplin. Ev konforu bazen dikkati dağıtabilir. İşte burada devreye giriyoruz; eğitimi bir “görev” olarak değil, bir “deneyim” olarak sunarak çocuğun ekranda kalma isteğini artırmaya çalışıyoruz.
Bu yaklaşımın başarılı olduğunu ailelerden gelen geri bildirimlerle görüyoruz. İşimi sevmem, başarımı da olumlu etkiliyor. Çocuklara faydalı olmak ve onlara “sadece sen değilsin, benzer durumları yaşayan anneler var” mesajını iletmek benim için çok değerli.
Onur:
Uzaktan eğitim her çocuk için uygun değil diyebilir miyiz?
Fenomen Medya Akademi’de özellikle zorlandığınız öğrenci profilleri oluyor mu?
Fundagül:
Elbette her sistemin her çocuğa yüzde yüz uyum sağlaması beklenemez. Fiziksel temas yoluyla sosyalleşen çocuklarla bazen zorluk yaşayabiliyoruz.
Ancak asıl zorlandığımız profil çocuklar değil, “sonuç odaklı” ebeveynler. Eğitimi bir süreç olarak değil, hemen elde edilecek bir ürün gibi gören ailelerle uzlaşmak, çocukla bağ kurmaktan çok daha zor olabiliyor.
Bizim görevimiz sadece çocuklarla değil, o ailenin bakış açısını da dönüştürmek. Bazen ebeveynlerden, özellikle annelerden duyduklarım beni gerçekten çok üzüyor; kendi çocuklarına iyilik yaptıklarını sanırken aslında zarar verebiliyorlar.
Onur:
Bu söyleşiyi okuyan ve kendini uzaktan eğitimle geliştirmek isteyen engellenmiş ya da özel gereksinimli bireylere neler söylemek istersin?
Fundagül:
Şunu asla unutmayın: Engeller binaların merdivenlerinde ya da insanların bakışlarında değil, zihindedir. Dijital dünya bu merdivenleri büyük ölçüde ortadan kaldırdı.
Kendinizi “eksik” değil, “farklı bir işletim sistemine sahip” biri olarak görün. Teknoloji artık sizin sesiniz, gözünüz ve en güçlü aracınız olabilir. Denemekten, hata yapmaktan ve size en uygun öğrenme yolunu bulmaktan vazgeçmeyin.
Dünyanın sizin o özgün bakış açınıza ihtiyacı var. Siz son derece değerlisiniz. Unutmayın, herkes bir engelli adayıdır.
Onur:
Fundagül, söyleşinin sonuna geldik.
Son olarak bana ve okuyucularımıza söylemek istediğin bir şey var mı?
Fundagül:
Onur, bu keyifli sohbet ve eski, öğretici günlerimizi hatırlattığın için çok teşekkür ederim. Okuyucularımıza son olarak şunu söylemek isterim: Eğitim bir binanın, bir ekranın ya da bir kalıbın içine sığmaz. Eğitim, bir bireyin kendi potansiyeline ulaşma yolunu keşfetmesidir.
Bu yolculukta karşılaşacağınız engelleri, dijital dünyanın ve sevginin gücüyle aşmaktan çekinmeyin. Hepimiz farklıyız ve bu en büyük gücümüz.
Ben bu yola “bir kalbe dokun, bin kalbin olsun” diyerek başladım ve yalnızca bir değil, binlerce kalbe ulaştım. Çocuklar gülsün ve hep mutlu olsun…
Onur:
Vakit ayırdığın için çok teşekkür ederim Fundagül, gerçekten güzel bir sohbet oldu.
Eğitim, bana göre hayatın en belirleyici gücü. Doğru bir eğitim anlayışı ve kapsayıcı bir sistemle bugün karşılaştığımız pek çok sorunun çözülebileceğine inanıyorum.
Senin Fenomen Medya Akademi’de yaptığın gibi alternatif ve destekleyici eğitim modellerine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Bu tür çalışmaların yaygınlaşması dileğiyle… Bizi takipte kalın, hoşça kalın.
Bir yanıt bırakın