Yazıyı Meryem Coşkunca’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…
Biliyorsunuz içinde bulunduğumuz çağ iletişim ve bilgi çağı. Dolayısıyla bu çağda insanların birbiriyle doğru iletişim kurması çok önemli ve değerli; her kapıyı açabilecek, her engeli kaldırabilecek bir güç. Yani doğru iletişim kurmayı bilen insanlar hayatta hep başarılı olurlar. Hatta bunu keşfeden büyük firmalar ve şirketler çalışanlarını mutlaka bir iletişim kursuna gönderir ya da CV’sinde iletişim eğitimi olanları seçer.
Ama burada iletişim deyince herkesin aklına güzel ve akıcı konuşma geliyor. Bu işi bilmeyenler sadece bunların yeterli olduğunu sanıyorlar. Halbuki doğru iletişimde sadece sözlü iletişim yetmez; beden dili ve yaptığınız hareketler de çok önemlidir.
Şöyle örnek vereyim. Akşam eve geldiniz, kadın ya da erkek fark etmez. Gülümseyen bir yüz ve tatlı bir ses tonu ile eşinizin sizi karşılamasını mı istersiniz? Yoksa asık suratla “ ne haber laa” diyen bir eş mi size daha iyi gelir?
Şimdi burada herkes biraz gülümsedi farkındayım. Ama ülkemizde maalesef ikinci seçenek daha fazla oluyor, sonra da tartışmalar çıkabiliyor. Bu yüzden her yerde ve her şartta doğru iletişim kurmak çok önemli.
Şimdi bu konu nereden çıktı diye soran arkadaşlar olabilir, hemen açıklıyorum.
Ben böyle şeylere meraklıyımdır. Geçenlerde bir hocanın engellenen bireylerle nasıl iletişim kurulabileceğini anlatan bir videoya rastladım. Çok da değerli bir hoca; hep engellenen bireylerle ilgili çalışmalar yapar. Neyse, eğitimin bir yerinde tekerlekli sandalyedeki bireylerle ayakta konuşmayın, çömelerek göz hizasına inip öyle konuşun dedi. Açıkçası bu bana garip geldi.
Hemen yorum yazdım.
“Hocam yüz yüze konuşmak elbette iyi ancak dediğiniz yöntem beni rahatsız eder. Önümde birinin eğilmesi ya da çömelmesi kendimi farklı hissettirir. Çok uzun konuşacaksak bir yere oturmak daha iyi bir yöntemdir. Bir şeyler derken bana farklı hissettirmemeniz gerek.” dedim.
Hoca da hemen cevap yazmış. Yapılan araştırmalarda 400 tekerlekli sandalye kullanıcısı böyle iletişim kurmayı tercih ettiğini söylemiş, o yüzden öyle anlatıyorum dedi.
Evet, yüz yüze göz hizasında iletişim kurmak her zaman daha iyidir, bu doğru. Ancak ben başka bir şeyden bahsediyorum. Ben tekerlekli sandalyedeyken birinin önümde diz çökmesi ya da çömelmesi beni oldukça rahatsız eder. Ne oluyor, evlenme mi teklif edeceksin derim. Gülmeyin ama öyle yani.
Şaka bir yana… Aslında bence hoca benim demek istediğimi çok iyi anladı. Çünkü engellenen bireylerle konuşurken onları farklı hissettirmemeniz lazım. Kısa boylu biriyle konuşurken nasıl eğilmiyorsak, tekerlekli sandalye kullanıcıları ile konuşurken de eğilerek ya da çömelerek konuşmamamız gerek.
Bakın şimdi size bir örnek vermek istiyorum. Şu anda bu yazıyı seslendiren Meryem ile yaklaşık 15 yıl önce tanıştık. İlk tanıştığımızda bana abi abi diye koşup sarılmıştı ve ondan sonra mümkün olduğu kadar benimle vakit geçirmeye çalıştı. Ve biz nerede olursak olalım iletişimi kaybetmedik.
Bu süre içinde Meryem’in hiç önümde eğildiğini hatırlamıyorum. Yani kendimi farklı hissettirecek bir şey yapmadı. Ve şöyle diyebilirim: ben başarılıysam bunda Meryem’in ve Meryem gibi arkadaşlarımın çok büyük payı vardır. Çünkü bana engellenen bir birey olduğumu hissettirmezler. Tam tersi “sen hepimizden daha özgürsün” derler.
Yani yıllardır Meryem’le kurduğumuz iletişim aslında bu işlere bir örnektir.
Şimdi bir düşünün: iletişim derslerinde gösterilen iletişim şekli mi doğru, Meryem’le bizim aramızdaki iletişim mi doğru? Siz karar verin.
Sevgili iletişim hocalarımız, değerli yetkililer; lütfen birazcık gözlem yapın, birazcık empati yapın. Engellenen bireylerin yerine koyun kendinizi. Eğitim verirken bazı şeyleri doğru diye diretmeyin.
Dünyada ve Türkiye’de milyonlarca engellenen birey var. “400 kişiye sordum öyle dedi” olmaz. Bu işlerde tek bir doğru yoktur.
Bırakın insanlar o anda nasıl uygun görüyorlarsa öyle davransınlar. İnanın bu iletişimde en iyi yoldur ve bu yol izlendiğinde içgüdüsel olarak en iyi iletişim şekli bulunur zaten.
Yeter ki içimizden geçeni söylemekten ve yapmaktan korkmayalım, çekinmeyelim…
Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Meryem Coşkunca – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…
Bir yanıt bırakın