BANA BAKMAYIN !

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Fatma Gül Demir’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Jodi, 16 yaşında ve 1 metre 85 santimetre boyunda bir lise öğrencisiydi. Boyu yüzünden sürekli alay konusu olur, bu yüzden özgüveni düşüktü. Kendisini hep “farklı” hissettiği için güzel olduğunu bile kabullenemiyordu. Hatta insanların ona göz ucuyla bile bakmasını istemiyor, bakışlardan rahatsız oluyordu.

Kendi kendine “Benim boyum niye bu kadar uzun, niye ben farklıyım?” diye kızıyordu. Erkek arkadaşı yoktu; daha doğrusu, Jodi’nin aklında hep şu düşünce vardı:

“Yanımdaki erkeğin boyu en az benim kadar olmalı, yoksa çok dikkat çekeriz. İnsanların gözü hep bizde olur.”

Bu düşüncelerden dolayı, çocukluğundan beri yanında olan ve onu gerçekten seven Jack’i görmüyordu bile.

Jack, Jodi’ye olan duygularından emindi. Okula giderken hep kitaplarını, süt şişelerini taşımak için kullanılan tahta bir kasada taşırdı. Kitapları kasada taşımasının nedenini kimse bilmezdi. Herkes merak eder ama kimse sormazdı. Ancak ilerleyen zamanda bu kasanın sırrı ortaya çıkacaktı. Jack aynı zamanda Jodi’nin en yakın arkadaşlarından biriydi.

Bir gün İsveç’ten gelen yakışıklı değişim öğrencisi Stig ile tanıştı. Jodi, Stig’e âşık oldu çünkü Stig’in boyu ona uygundu. Ama işler karıştı; Stig, okulun en güzel ve en popüler kızıyla çıkmaya başladı. Jodi ise içinden “Stig neden bana baksın ki?” diye düşündü ve ondan uzaklaştı.

Bir akşam yemek yerlerken Jodi’nin babası ona döndü:

“Kızım, sen çok güzel piyano çalıyordun, üstelik çok da başarılıydın. Artık seni piyanonun başında göremiyoruz. Neden bıraktın?”

Jodi’nin verdiği yanıt babasını şaşırttı:

“Baba, başarıya herkes bakar. Ama ben insanların bana bakmasını istemiyorum.”

 

Geçtiğimiz günlerde izlediğim Tall Girl isimli filmden kısa kısa sahneler anlatarak başlamak istedim yazıma. Bu keyifli filmi izlerken hem eğlendim hem de düşündüm. Filmde anlatılan Jodi aslında çok güzel bir kız, ancak boyu uzun olduğu için çocukluğundan beri arkadaşları tarafından alay konusu olmuş. Zamanla insanlardan kaçan, görünmekten korkan biri hâline gelmiş. “Bana bakmasınlar” diye, başarılı olduğu şeylerden bile vazgeçme noktasına gelmiş bir insan.

Aslında şöyle düşünürsek, Jodi’nin yaşadıklarını hisseden birçok kişi var.
Üstün zekâya sahip olana “sivri zeka” deniyor, yavaş öğrenene lakap takılıyor, kısa boyluya gülünüyor… Kolu, bacağı olmayan ya da tekerlekli sandalye kullanan insanlar için de durum çok farklı değil.

Peki insanlar “farklı” olanlardan neden bu kadar korkuyor?
Neden kendinden farklı gördüğü insanlarla uğraşıyor, onların hayatını zorlaştırıyor?
Acaba onları kendinden üstün görüp bir çeşit kıskançlığa mı kapılıyor,
yoksa ailelerin ve öğretmenlerin farklılıkları göstermediği, öğretmediği için mi böyle davranıyorlar?

Şimdi sizden rengârenk çiçeklerle ve çeşit çeşit meyve ağaçlarıyla kaplı bir bahçe düşlemenizi istiyorum.
Bu bahçe tek renk olsa, bahçedeki her şey aynı olsa o renkli görüntü, o tat çeşitliliği olur mu?
Olmaz değil mi?
İşte insanlar da o bahçedeki çiçekler ve meyve ağaçları gibidir:
Her biri farklı renkte çiçek açar, farklı meyveler verir. Bu da bir zenginliktir.

Bakın, şunu artık anlamalıyız:
Farklı olmak, farklı düşünmek, farklı görünmek her zaman iyidir.
Ayrıca farklılıklarınızla dikkat çekebiliyorsanız, bu sizin lider ruhlu bir kişiliğe sahip olduğunuzu gösterir.
Dolayısıyla farklı olmaktan, farklı görünmekten asla korkmayın, çekinmeyin.
Bırakın isteyen istediğini söylesin.
Siz başarmaya devam edin. Göz önünde olun.

Unutmayın, farklı olmak bir eksiklik değil, bir ayrıcalıktır.
Önemli olan, insanların sizi nasıl gördüğü değil, sizin kendinizi nasıl gördüğünüzdür.
Filmde anlatıldığı gibi:

“Ben insanların bana bakmasını istemiyorum.”
Ama belki de artık bakmalarını değil, görmelerini istemeliyiz Çünkü gerçek farkındalık, bakışlarda değil, görmede başlar.”

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Fatma Gül Demir
Boçinin katkılarıyla – Bolu Olay Gündem Gazetesi – Konuşan Yazılar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*