ASIL KONU NEREDE ?

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Matrix isimli filmi biliyor musunuz?
İnsanların farkında olmadan yapay bir dünyanın içinde yaşadığı, makinelerin insanları oyalayarak gerçeklerden uzak tuttuğu bir evrendi Matrix. Filmin ana karakteri Neo, “seçilmiş kişi” olarak bu yapay dünyadan çıkmayı ve gerçeği görmeyi seçiyordu.

Filmde unutulmaz bir sahne vardı. Neo, gerçeği anlamaya çalışırken sistem onun dikkatini dağıtmak için siyah giysili adamların arasına kırmızı elbiseli güzel bir kadını yerleştiriyordu. Amaç basitti: Dikkatini dağıt, soruları unuttur. Çünkü dikkat dağılırsa gerçek de görünmez olur.

Evet, bu bir filmdi. Ama son günlerde yaşanan bir olay bana o sahneyi fazlasıyla hatırlattı. Sanki yine birileri asıl konuşmamız gereken konular yerine gözümüzü başka bir yere çevirmeye çalışıyormuş gibi hissettim. Unutmayalım; dikkatimizi kaybedersek doğru soruları soramaz, doğru cevaplara da ulaşamayız.

Şimdi bu filmle ve sahneyle yazıya başlayınca herkes yapay zekâdan ve teknolojiden bahsedeceğimi sandı. Oysa anlatacağım olay gayet insani bir olay. Ve sanırım herkes görmüştür, biliyorsunuz. Tarkan bu aralar İstanbul’da bir dizi konser veriyor ve konser alanları dolup taşıyor. Böyle olması da normal; insanlar Tarkan’ı ve o güzel şarkıları özlemişler.

Yalnız geçtiğimiz hafta sonu bir olay yaşanmış. Tarkan konsere gelirken, sanırım özel gereksinimleri olan bir arkadaşımızla karşılaşıyor. İmza falan verirken “Senin biletin yok mu?” diye soruyor. Arkadaşımız “yok” diyor, Tarkan da “Sana bilet ayarlayalım mı?” diyor. Arkadaşımız başını sallıyor. Tarkan da zarif bir şekilde oradaki görevlilere gözleriyle arkadaşımızı işaret ediyor; bu arkadaşı içeri alın gibisinden. Ve video bitiyor.

Oradaki birkaç muhabir arkadaş da bunu çekip bir habermiş gibi yayımlıyor. Sosyal medyada bu haber yayılıyor, televizyon programlarında gösteriliyor, tartışma programlarında tartışılıyor. Hatta biraz önce bir videoya rastladım; bu olay kurgu mu değil mi diye bir bilim insanı yorum yapıyordu. Yani bunu görünce kendi kendime “Ne oluyor ya?” dedim.

Aslında tam da burada gazetecilerin, bu davranışı bu kadar büyütenlerin, hatta sosyal medyada ti’ye alanların ve dalga geçenlerin şunu düşünmesi gerek:
“Bu haber mi? Haber değeri taşıyor mu? Kime ne fayda sağlıyor?”

İlk başta “Tarkan reklam yapıyor” diye düşünebilirsiniz. Ancak ülkenin “Megastar” unvanını almış bir sanatçısının konserleri dolup taşıyorken böyle bir reklama ihtiyacı yok. Zaten bence böyle bir gündem Tarkan’ı da mutlu etmez.

“Örnek davranış oldu diye bu kadar büyüdü” derseniz, o da değil. Çünkü Tarkan konserlere giden herkesle elinden geldiğince ilgilenmeye çalışan biri. İnsanlarla ilgilenmek bu işlerin bir parçası. O an o arkadaşımızı sadece mutlu etmek istemiş, bunu da çok zarif bir şekilde yapmış.

Aslında burada Tarkan faktörü, Matrix filmindeki kırmızı elbiseli kadın gibi dikkatimizi dağıtıyor. Tarkan ismini kaldırın. Hatta hiçbir ünlü isim olmasın. Bu davranış haber olur muydu?

İşte anlatmak istediğim tam olarak bu sorunun cevabında saklı.

Engellenen bireyler için yapmamız, tartışmamız ve sormamız gereken o kadar çok şey var ki…
Mesela bu ülkede engellenen bireyler kültür-sanat etkinliklerine yeterince katılabiliyor mu?
Etkinlik mekânları engellenen bireyler için uygun mu?

Biz esas bu soruları sormalı, bunlara cevap aramalıyız. Ama ne yapıyoruz? Kimsenin işine yaramayacak, bence haber değeri bile olmayan bir konuyu gündemde tutup esas meseleleri görmüyoruz.

Yanlış anlaşılmak istemem; bu, kişilerin değil sistemin bir problemi. Aynı zamanda toplum olarak bakış açımızın da bir sonucu. Üstelik bu bakış açısı son yıllarda değişti. Önceden engellenen bireyleri sergilerde, kültür-sanat etkinliklerinde daha çok görüyorduk. Onların eserlerinden oluşan sergiler daha fazlaydı, sanatsal çalışmalar daha yoğundu. Ne olduysa bu çalışmalar azaldı. İşte bizim sormamız gereken soru da bu:
Bu çalışmalar neden azaldı?

Değerli gazeteci ve muhabir arkadaşlarım, biliyorum; yaptığınız iş çok zor. Ancak ne olur
Biraz da bakış açınızı değiştirin. Sokağa çıkın, esas sorunları görmeye çalışın.
Haberlerinizde ve yazılarınızda bu sorunları anlatın.

Ben inanıyorum ki dikkatimizi dağıtmadan etrafta olup biteni görür, doğru soruları sorabilirsek, yetkililer de doğru cevapları verecektir. O cevaplarla da engellerin farkında olur ve o engelleri kaldırmaya çalışırız.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber- Bolçi’nin katkılarıyla – Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*