BAŞARIDAN KORUMAYIN !

Onur Ustaoğlu Konuşan yazı
Onur Ustaoğlu Konuşan yazılar

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın…

Akşam bir arkadaşıma yemeğe davetliydim. Üstümü giyindim. “Elim boş gitmeyeyim.” dedim ve evin hemen karşısındaki Bolçi isimli pastaneye uğrayıp bir kutu tatlı aldım. Ardından arkadaşımın evine doğru yola çıktım. Kısa bir yolculuktan sonra arkadaşımın evine geldim. Zili çaldım. Arkadaşım ve eşi kapıyı açarak beni karşıladılar. Kısa bir sohbetin ardından yemek masasına geçtik.

Bu sırada arkadaşımın bir yaşındaki çocuğu oyuncaklarıyla oynuyordu. Tabii annesinin bir gözü devamlı onun üzerindeydi. Bize yemekleri servis etti. Güzel bir sohbet eşliğinde yemek yemeye başladık. Tabii beni biliyorsunuz, bir yandan da gözlem yaparım. Benim de gözüm hem annede hem de yerde oynayan çocuktaydı. Neyse, annenin yemeği bitti. Hemen çocuğun yanına gitti ve kendi kendine oynayan çocuğa müdahale etmeye başladı.

Yemek bitti. Masadan kalkıp koltuklara geçtik. Anne masayı toplamaya başladı. Bu sefer de aynı şekilde babası çocuğa müdahale etmeye başladı. Bir ara çocuk koltuğa tırmanmak istedi. Babası, “Sen buraya mı çıkmak istiyorsun? Dur, çıkarayım.” dedi ve çocuğu hop diye koltuğa çıkardı.

Ben de dayanamadım. “Arkadaşım, sen biraz önce ne yaptın?” diye sordum. “Görmedin mi? Çocuk koltuğa çıkmak istiyordu, ben de koltuğa çıkardım.” dedi. “İyi yaptın.” dedim biraz kinayeyle karışık gülümseyerek. Arkadaşım şaşırdı. “Abi, ben yanlış bir şey mi yaptım? Niye öyle dedin?” diye şaşkın şaşkın bakarak sordu. Gülümsedim ve anlatmaya başladım:

“Geldiğimden bu yana sizi gözlemliyorum. Çocuğa olan ilginiz beni bile rahatsız etti. Çocuk kendi kendine oynuyordu, annesi geldi müdahale etti. Demin koltuğa tırmanmak istedi, sen de hop diye koltuğa çıkardın. Belki de çocuğun kazanabileceği zaferi elinden aldın.” dedim. “Ya abi, sen ne diyorsun? Düşmesin, zorlanmasın diye koltuğa koyuverdim. Bu suç mu?” diye sordu.

“Tabii ki suç değil. Ancak mesela iş yerinde sen bir şeyi yapmak için çabalarken ben gelsem, ‘Sen çalışma, ben bütün işleri yaptım.’ desem, sen ne yaparsın? Başardım, yaptım diyebilir misin?” diye sordum. Gülümseyerek, “Abi, vallahi öyle bir şey yap, ben de iş yerinde dinleneyim.” dedi. “Ya bırak espriyi! Sen ‘Başardım, bunu ben yaptım.’ diyebilir misin? Peki, patronundan ikramiye alabilir misin?” diye sordum. “Başardım diyemem, ‘Ben yaptım.’ da diyemem.” dedi. “Bunları diyemeyince özgüvenin olur mu peki?” “Hayır, abi.” “Ee, o zaman çocuğun başarısını niye elinden alıyorsunuz? Bakın, geldiğimden beri çocuk tek başına bir şeyler yapmak istiyor. Kendi kendine oyunlar kurmaya çalışıyor, siz hemen müdahale ediyorsunuz. ‘Ya düşerse, bir şey olursa?’ diye düşündüğünüzü anlıyorum. Çocukla ilgilenmek istiyorsunuz ama biraz fazla korumacı yaklaşıyorsunuz.

Bu çocuk düşe kalka büyüyecek. Her düştüğünde, her zorlandığında yanında olamazsınız. Çocuğunuzla ilgilenmek istiyorsanız bazen sadece izleyin. Elbette güvenliğini sağlayın. Düşmesi hâlinde yaralanmasına neden olabilecek eşyaları çevresinden uzaklaştırın. Yani çocuğun çabalamasına, denemesine ve bir şeyler başarmasına izin verin.” dedim.

Arkadaşım ve eşi, “Abi, doğru söylüyorsun.” dediler. Söylediklerime dikkat edeceklerini belirttiler.

Şimdi herkes, “O arkadaşın kim?” diyecek. Bazıları da “Onur galiba bizi anlatmış.” diye düşünecek. Öncelikle kimseyi anlatmadığımı, yazdıklarımın tamamen kurgu olduğunu söylemek isterim. Biliyorum, yaşanmış gibi anlatmayı tercih edince biraz garip oldu. Aslına bakarsak bu, yeni çocuk sahibi olan birçok ailenin yaşayabileceği bir durum. Bazen ilginin ve sevginin fazlası, çocukların küçük zaferlerini yaşamalarına engel olabiliyor.

Mesela ben, biliyorsunuz, yürüyemiyorum. Ailem beni yetiştirirken hatırlıyorum, belli bir yaşa kadar “Aman Onur zorlanmasın, düşmesin.” diye çok korumacı davranıyordu. Sonra bu durum fizyoterapist ablanın ve doktorların dikkatini çekmiş. Aileme, “Onur’u bırakın, çocuk kendini tanısın. Her şeyi kendi yapmaya çalışsın.” demişler. Bunun üzerine bana, “Bundan sonra her şeyi kendin yapacaksın.” dediler.

Önceleri zor geldi tabii. Ama bir şeyler başardıkça kendimi daha iyi tanıdım. Bugün nerede hata yapabileceğimi, nerede zorlanacağımı ve ne zaman yardım istemem gerektiğini çok iyi biliyorum.

Bakın, bünyesinde engellenen birey bulunan birçok aile, maalesef, engellenen bireylerin yapabilecekleri şeyleri bile “Dur, ben sana yardım edeyim.” diyerek onların yerine yapıyor ve kendi başlarına denemelerine fırsat vermiyor. Böyle olunca bazı engellenen bireyler de zamanla yapabileceklerine dair inançlarını kaybedebiliyor, “Ben bir şey yapamam.” diye düşünmeye başlayabiliyor.

Ne olur, bunu yapmayın! Israrla öğrenmeye, denemeye ve tecrübe kazanmaya fırsat verin. Elbette herkesin desteğe ihtiyaç duyduğu durumlar olabilir. Önemli olan, yardım etmekle kişinin kendi başına yapabileceği bir şeyi onun yerine yapmak arasındaki farkı görebilmek.

Unutmayın, insanlara kendi başlarına bir şeyler başarabilecekleri fırsatları tanıdıkça daha özgüvenli bireylerin yetişmesine katkı sağlarız. Daha erişilebilir ve engelsiz bir ülke için ihtiyacımız olan şeylerden biri de budur.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren Özge Nur Dilber – Bolçinin Katkılarıyla Bolu Olay gündem gazetesi Konuşan yazılar…

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*