Ustaca bir söyleşi. Emine Dinler Onur Ustaoğlu 03.12.2017

Bu gün 3 Aralık dünya engelliler günü, yani bir başka değişle dünya engellenenler günü de diyebiliriz. Bizde bu gün iki engellenen insan, iki iyi arkadaş olarak bu gün konuşulması gereken konulardan oluşan, keyifli bir söyleşiye başlıyoruz. Baştan söyleyeyim bu güzel söyleşi boyunca sevgili Emine Dinler’e “Emine Hanım” diye hitap etmem gerekiyor ama bu bir arkadaş sohbeti olduğu için karşımdaki güzel arkadaşımın izniyle ona İsmiyle hitap etmek istiyorum.

Merhaba Onur’cuğum bak “Onur’cuğum” diyorum resmiyete gerek yok biz bize sohbet ediyoruz.

Teşekkürler Emine ‘çiğim bize kısaca kendini tanıtır mısın?

Uzun yıllar Bolu’nun şirin ilçesi Dörtdivan’da doğmuş büyümüş ve orda okumuş 4 çocuklu ailenin en büyük çocuğuyum. Burada yaş vermiyorum ona göre.

Canım yaş versen ne olacak gayet güzel bir hanımsın. Şimdi bir birimize güzel demeye başlarsak işin içinden çıkamayız.

Hadi senin güzel hatırına bu seferlik 35 yaşında olduğumu söyleyeyim.

Teşekkürler

Peki, Emine sende benim gibi fiziksel olarak engelleniyorsun. Yani ikimizde yürüyemiyoruz. Ben Senin bir gününün nasıl geçtiğini gün içinde ne gibi işler yaptığını merak ediyorum bize anlatır mısın?

Kış mevsiminde sürekli evdeyim. Evde ise geç vakitte kalk, kahvaltı yap, komşular, gelen giden, otur sohbet et fırsat buldukça da kitap oku böyle geçer günler. Evin içinde akülü sandalye kullandığım için bazı işlerimde büyük kolaylık sağlar ama yaz oldu mu baya hareketi geçer

Benim böyle geçiyor ya senin Onurcuğum ?

Benimki de benzer geçiyor tek farkı benim köşe yazıları, gazete, kitap işleri ve projelerle kafamın hep dolu olması, inan bazı geceler uyumayı bile unutuyorum. Bu arada anlattıkların gayet güzel de ben hep insanların özellikle hanımların çalışmasından bir şeyler üretmesinden ve ekonomik özgürlükten yanayım. Sen Bolu’da yaşıyorsun çalışmayı hiç düşündün mü?

Çok düşündüm ama yoruldum artık, iş bakmaktan ve araştırmaktan, Biliyorsun engelli birinin çalışma hayatına katılması çok zor hatta imkânsız. Tekerlekli sandalye kullandığım için kimse iş vermeye yanaşmıyor ve pes ettim diyebilirim. Birde şöyle bir durum var. Biz 4 kardeşiz bu 4 kardeşten 3 ü engelli olunca bu durum annem ve babam içinde zor. İşe git, gel hazırlan hep birinin yardımına ihtiyaç var. bir de bu yüzden vazgeçtim ama yine de bazen bir umut diyorum neden olmasın. Ayrıca seni tanıdıktan sonra pes etmemenin ne demek olduğu çok iyi anladım onurcuğum

Teşekkürler bu konuda olumlu bir örnek olabiliyorsam ne mutlu bana. Bu arada sende vazgeçme çok zeki bir hanımsın ve istersen her şeyi başarırsın. Nasıl bir iş olsa seversin ve yapabilirsin

Bunu hiç düşünmemiştim ama bir butik işletmek isterdim malum biz hanımların vazgeçilmezleri ama genel olarak düşünürsek bir engellinin evde bilgisayar başında yapabileceği işler olabilir müşteri temsilciliği gibi ya da fabrikaların engellilere evde iş imkânı sağlayabilir.

O zaman şöyle bir çağrı yapalım. “Elemana ihtiyacı olan işverenler varsa. Burada çok zeki ve yetenekli bir hanım çalışmak istiyor. Duyurulur…”

Peki, Emine 4 kardeşiz 3’ümüz engel sahibiyiz dedin. 3’nüz de engelli maaşı alabiliyor musunuz?

Hayır, alamıyoruz sadece annem ve babam evde bakım aylığı alıyor.

Tahmin etmiştim, maalesef ülkemizdeki engelli maaş sisteminde önce engelli bireyin ailesinin toplam geliri hesaplanıyor. “Ailenin parası varsa engelli bireyin isterse hiç geliri olmasın o maaşı alamıyor.” Engelli maaşı verildiğinde de engelli maaşlarını aileler çekebiliyor. Hâlbuki bizler fiziksel olarak engelliyiz ve günümüzde bankaya gitmekte zorlansak bile internetten maaşı çekip ihtiyaçlarımızı karşılayabiliriz, Alışverişimizi yapabiliriz. Bence bu sistem öncelikle engelli insanları birey olarak kabul etmeli   

Aynen öyle onurcuğum bizim engelli olmamız bir anlama gelmiyor

Umarım bu sistemde bir an önce gerekli düzenlemeler yapılır. Peki; Emine Bolu’da engellenen bir hanım olarak sokağa çıktığında insanların bakışları nasıl oluyor?

Yolla dönüp dönüp bakan mı ararsın, yanına gelip sorun soran mı? Yanından geçenlerin” vah vah tuh tuh pek de geçmiş” diyen mi ararsın. Ama bunların yanı sıra yolda kayıtsız şartsız yol verenler, karşımıza çıkan engelleri görüp söylemeden hemen yardıma koşmalar, tüm olumsuzları unutturuyor, Peki Onurcuğum sen ne gibi şeyler yaşıyorsun?

Bende dediklerini yaşıyorum ve yanımda birileri varken alakasız bir yerde gelip te vah vah tüh tüh diyen ve soru soran meraklı arkadaşlara bazen çok sinir oluyorum. Bize böyle soruları tek başına yakalayınca sorun. size her şeyi anlatalım.

Bunu iyi dedin Onur tüm meraklarını gideririz. Bir gün pazarda kadının teki dönüp dönüp bakıyordu bir şeyler mırıldanıyordu. Bende dayanamadım sesli bir şekilde “hayırdır teyze birine mi benzettin” dedim. Herkes bize bir baktı. Kadın mahcup bir şekilde “yok yok kızım” diye gitmişti. Ne güldüm o zaman bazen yakmak gerekiyor böyle şeyleri.

İyi yapmışsın, ama sana “vay be ne güzel kız” diye de çaktırmadan bakanlar olabilir bunu da unutma.

Her şeyi sesli söylüyorlar bunu da sesli söyleseler de biraz havamız değişse.

Bundan sonra söyleyebilirler. bu arada Bolu’nun yolları hakkında ne düşünüyorsun sence yollarımız yeterince engelsiz mi?

Ben dışardayken çoğu yerde otomobillerin kullandığı yoldan gidiyorum. Kaldırımların ortasında ya ağaç var ya da çöp bidonları bazı yerlerde kaldırımlara çıkmak imkansız!

 Anladım ama Bolu’nun yolları yeni yapılmadı mı, “Yeni yapılan yollarda kaldırımlarda bu gibi şeyler niye düşünülmedi?” Sorusunu bir kez daha soralım yetkililere.

Özelliklede yeni yapılan çöp kutularını sormak isterim. “Tam kaldırımların ortasında o kutuların ne işi var?”

Bizde buradan soralım ve bir kez daha gerekli düzenlemeleri yapmalarını isteyelim

Evet, bunu yetkililerden rica ediyoruz.

Şimdi belki bu soru özel olacak ama senin gibi milyonlarca engellenen hanım var. Onlara örnek olsun diye soruyorum. Engellenen Genç ve güzel bir hanım olarak “Evlilik konusunda ne düşünüyorsun?”

Doğuştan engelli olunca çevre ve diğer faktörler öyle güzel şartlandırıyor ki seni, aklının ucuna bile gelmiyor evlilik

Niye ama bence gelmeli, aslında bu bizim kendimize koyduğumuz engellerden biri değil mi?

Bu engeli biz değil toplum koyuyor önümüze.

Öyle ama bizde insanız ve “Yüreklerde engel olmadığını unutmamalıyız!”

Ne güzel dedin Onurcuğum

Peki, hadi biraz gülelim. Engellenen güzel bir Hanım olarak başından geçen komik bir olayı anlatır mısın?

Yine bir gün dışardayım yanımdan yaşlı bir amca geçti sonra döndü omzuma dokundu “yavrum sen bu arabaya mahsus mu biniyorsun? Dedi. güleyim mi, ağlayayım mı? Anlayamadım. Bir yerde gururum okşadı diyebilirdim.

Ama amca doğru söylemiş. Seni ilk gördüğümde bende inanmamıştım.

Böyle diyorsunuz gaza gelip ayağa kalkasım geliyor sonra üşeniyorum

O zaman sen ayağa kalkana kadar böyle demeye devam.

Evren daha buna hazır değil.

Emine sana değişik bir sorum var. Baştan beri birçok konuda konuştuk ancak benim göremediğim ve bu yüzden atladığım sorular olabilir. Konuştuklarımız dışında aklına gelen ve bana sormak istediğin soru var mı? “Aslında bunu sorarak kendime tuzak kurmuş oldum ama neyse…”

Hadi seni sıkıştırmayacağım kıyamadım, ama ben bu 3 Aralık engelliler gününe takığım. Bu günün farklı algılanması için ne yapılabilir?

Aslında sen ve ben bu gün bu söyleşiyi yaparak konuşulmaya çekinilen konuları konuşarak bu gün çok şey yaptık ve paylaştık. Keşke 3 Aralıkta herkes bunları konuşup tartışsa ve bir şeyleri anlamaya çalışa Ne yazık ki bu konuları konuşanlar adeta bisiklete dokunmadan binmeye çalışıyor. Ancak unutuyorlar “bisiklete dokunmadan binilmez”

Bunu iyi dedin. Sizleri anlıyoruz diyorlar ama 5 dakika sonra unutuyorlar.

Evet, bunun içinde 3 Aralık dünya engelliler günü ismi çok havalı ama içi boş bir hale geliyor umarım bu sohbetimizi okuyanlar bizi anlar ve bazı şeylerin farkında olup düzeltmeye çalışırlar.

Yupppi bugün engelliler günü değil farkındalık günü olmasını isterim.

Bende öyle isterim. Bu arada bu güzel sohbette bana eşlik ettiğin için teşekkürler.

Rica ederim Onurcğum güzel bir sohbet oldu Umarım bizi duyarlar.

Duyarlar duyarlar merak etme. Bu arada Emine okuyucularımız bunu okurken, gel biz bir şeyler yiyelim. Faturayı da Bolu olay gündem gazetesine göndeririz.

Ooo tamam o zaman geldim geldim…